Sezai Karakoç'un Karabekir Paşa ile tanıştığını biliyor muydunuz

1933 yılında Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde doğan ortaokul talebesi Sezai Karakoç Maraş'ı ilk olarak akarsuyundan tasvir etmeye başlar:

"Maraş, o günler, Ahır Dağı'nın yamacına yaslanmış büyükçe bir dağ kasabası görünümündeydi. Tam ortasından akan, derin yataklı bir dere, ismi gibi birçok kanlı olaylara sahne olmuştu geçmişte. "Kanlı Dere"nin iki yakasında bir vakitler bayağı savaşlar olduğu rivayet ediliyordu. Dereye kanlar içinde başlar yuvarlandığı için onun bu ismi aldığı eklenirdi söylenenlere. Beyler ya da derebeyleri arasındaki kavgaların kızıla boyanan şahidi imiş Kanlı Dere."(Hatıralar I, Diriliş: 2023, s. 166.)

2. Dünya Savaşı'nın bitmesiyle birlikte basındaki Yahudi algısında önemli bir değişme olduğuna dikkat çeker yazar. "Karikatür dergilerinde önceleri bol miktarda Yahudi fıkraları varken, zaman içinde bunlar yavaşça Hitler fıkralarına dönüşmüştü" diye hatırlar (s. 170-171).

12 Şubat Maraş'ın kurtuluş günüdür ama Sezai beyin orta mektepte okuduğu 2. Dünya Savaşı yıllarında daha renkli bir şekilde kutlanırmış. Her mahalleden kendilerine mahsus kıyafetleriyle gençler toplanıp meydandaki yerlerini alır, işaret verilir verilmez kendine güvenenler kaleye doğru tırmanmaya başlar, yarışı önde bitirenler Fransız bayrağını indirip 'kutlu bayrağımızı' direğe çekermiş. "Hangi mahalle(nin mensupları), bayrağı kaledeki yerine çekmişse, o yılın şampiyonu o mahalle olur"muş.

Kurtuluş bayramının temsilî ve resmî bir tören hüviyetine bürünmeden önce canlı bir gelenek halinde kutlandığına dair bu değerli hatırayı not edip devam edelim okumaya.

Meğer İstiklal Savaşımızın Şark cephesi kumandanı Kâzım Karabekir Paşa ile de karşılaşmış Sezai Karakoç, hem de Maraş'ta, hem de Maraş Ortaokulu'nda.

Kendisi net bir tarih vermiyor ama Paşa Ağustos 1946'de TBMM başkanı olup Ocak 1948'de vefat ettiğine göre geriye 1947 Şubat'ından başka bir ihtimal kalmıyor. O zaman 12 Şubat 1947 olarak tespit ettiğimiz gündeki vukuata Üstadla beraber âgâh olalım:

Karabekir Paşa Maraş'ta

"Bir 12 Şubat törenine de Kâzım Karabekir geldi. O zaman T(ürkiye) B(üyük) Millet Meclisi başkanıydı. Törende, belediye binasının balkonundan görevlilerle göründüğünde çok az alkışlandı. Halkın bu davranışı, çok sevdikleri Kâzım Karabekir'in Millet Meclisi başkanlığını kabul etmesinden ileri geliyordu. İsmet Paşa, Fevzi Çakmak'ı emekli etmişti (1944). Demokrat Parti yeni kurulmuştu (1946). Kâzım Karabekir'i muhalefete kaptırmamak için onu milletvekili, daha sonra meclis reisi yaptırmıştı İsmet İnönü. Oysa, belki yirmi yıl(1) göz hapsinde kalmıştı Kâzım Karabekir. Bu göz hapsi kalkıyor ve birden Meclis başkanı oluyordu.(2) İsmet Paşa, her halde en çok ondan çekiniyordu. Kâzım Karabekir'in bu teklifi kabul etmesini halk tasvip etmemişti. Bunu o gün çok net şekilde gördük. Kâzım Karabekir, balkondan görününce, meydandaki birkaç memurdan başka kimse alkışlamadı." (s. 173)

Öyle anlaşılıyor ki Maraş halkı çok sevdiği halde CHP'ye geçtiği için Karabekir Paşa'ya küskündür.

Bu ilginç gözlemden sonra daha çarpıcı bir detaya yer verir Sezai Karakoç ve Karabekir Paşa'nın okulda verilecek müsamerede bir öğrenci grubuna güftesi ve bestesi kendisine ait olan Türk Yılmaz adlı marşı öğretme çabasını olanca ayrıntısıyla anlatır:

"Marşı söylemek için yirmi öğrenci seçmişlerdi. Müzikte parlak bir durumum ve iddiam olmamakla birlikte nedense beni de koroya seçmişlerdi. Prova için Halkevine gittik. Bir müzik hocası bize marşı öğretiyordu. Kâzım Karabekir Paşa geldi o sıra. "Çocuklara ben öğreteceğim." dedi, marşı. "Paşam, siz zahmet etmeyin, yorulmayın.