Özgür Özel 'Kadınlara bizim kadar mesai harcayan parti yok' demiş
MUSTAFA ARMAĞAN
Doğru dememiş mi
1 Nisan şakası değil, gerçek. CHP Genel Başkanı Özgür Özel dün televizyonların da canlı olarak yayınladığı CHP grup toplantısında aynen şöyle konuşmuş:
"Kadına bizim kadar değer veren, mesai harcayan başka parti var mı Yok."
Yok, evet, otellerden yurt dışı gezilere, kumarhane ziyaretlerinden daire ve araba anahtarı hediye etmeye kadar kadınlara bir hayli 'mesai' sarf ettikleri artık kimsenin gizleyemeyeceği kadar açık bir gerçek olarak önümüzde duruyor.
Uşak'taki İnönü heykeli açılışındaki sunuculuğu bile gururla bankamatiğe bağladığı sevgilisine yaptıran bir kafadan bekleyebileceğimiz azami 'mesai' bu maalesef.
Ve bu müflis kafa iktidar olmak için atmadığı takla kalmadığı halde halk onu tek başına iktidara getirmedi, getirmeyecek de inşallah.
Çünkü Cemaziyelevvellerini biliyor, biz de on yıllardır marifetlerini unutturmamak için çırpınıyoruz zaten.
Hafızamız tazelensin, eski bir CHP'linin hikâyesini yazayım bugün.
Bu zat TBMM Başkanlığı, Başbakanlık, Milli Eğitim, Adalet, Dışişleri ve Maliye bakanlıkları gibi devletin zirvesinde bulunmuştu. Adı Şükrü Saraçoğlu.
Bakın onun yakın arkadaşı gazeteci Ahmet Emin Yalman, arkadaşı Şükrü Saraçoğlu ile Maliye Bakanlığından ayrıldıktan sonra gittiği Amerika'daki marifetlerini, dolayısıyla kendi marifetlerini nasıl anlatmış hatıralarında.
1930 yılında Amerika Ticaret Müsteşarı Dr. Klein Türkiye'ye gelir ve Ankara'da yetkililerle temaslarda bulunur. Buhrandan bunalan, Ankara'da belki borç buluruz diye ABD'ye o sırada bakanlıktan ayrılmış bulunan Şükrü Saraçoğlu'nu gönderir. Aynı zamanda komisyonculuk da yapan Yalman, Şükrü Saraçoğlu, danışmanı Mukdim Osman (Osmay) ve ABD Ticaret Ataşesi Julian Gillespie ile birlikte New York'a yollanırlar.
Anlatmaya devam ediyor Yalman:
"Amerika iktisadi buhran içindeydi. Kimsede yeni teşebbüslere atılmak cesaret ve imkânı yoktu. Yapılan temaslar nezaket ziyaretleri hududunu aşmadı, fakat bu Amerika seyahatı bana Şükrü Saraçoğlu'nu yakından tanımak ve dostluğumuzu ilerletmek fırsatını verdi."
Bakalım nasıl yakından tanımış onu
Dikkatlerini çeker: Rünya ekonomik buhranı Amerika'ya nefes aldırmazken yalnız eğlence sektörü canlıdır. New York'un en hareketli ve toplu eğlence caddesi olan Broadway baştan başa dans yerleriyle dolmuştur. Devrin tabiriyle "taksi kızlar" bu dans evlerinde çalışmaktadır. Gişeden 2 dolarlık biletler alıp kızlarla dans edilmektedir. Bizim üç kafadar kredi bulmaktan ümitlerini kesince kendilerini eğlence hayatının içine atmış (devletimiz de para bulmak için ter döküyor zannediyordu onları).
Bir akşam 59. Sokak'ta açılan yeni bir dans yerinde "afet gibi bir kızla" karşılaşırlar. Şükrü Saraçoğlu kıza vurulur, neşeli konuşma tarzına bayılır ve şu fikre kapılır: Serbest olduğu bir akşam kızın evine gidelim, iki arkadaşını çağırsın, biz de içki ve nevale getirelim, beraberce akşam yemeği yiyerek daha yakından tanışalım." (Dikkat bu sırada milletvekilidir.)
Gelin görün ki kız teklifi şiddetle reddeder, böyle bir şeye imkân olmadığını anlatmaya çalışır bizimkilere. Ama Saraçoğlu ısrar eder. Yakasını bırakmaz kızın. Sonunda kız bir kâğıt parçasına adres yazıp vekilin eline verir.

16