Yazar, Türkiye'nin son asırda kendi kültürel ve kimlik kodlarını kaybederek batılılaştırılma sürecine maruz kaldığını, ancak bu değişimin yerine yeni bir anlamsal çerçeve konulmadığını iddia eder. Bu yüzden ortaya çıkan "anomi" (norm ve anlam yoksunluğu) sosyal çöküntünün temelini oluşturmaktadır. Peki, kültürel değerlerin korunması için istenen geri dönüş gerçekçi ve atılabilir bir yol mu?
Doğru, insanlık günümüzde böyle bir kitlesel uyuşturucu bağımlılığına sürüklenmekte. Her şeyin mümkün olduğu bir dünya bu. Değerler ise Nietzsche'nin uyardığı zamana oranla çok daha fazla ayaklar altında. Küresel bir cehalet yağmuru sağanak halinde üzerimizden geçiyor.
Bunlar doğru olmasına doğru ama bu yağmuru daha yoğun hissetmemize yol açan bir açmazımız da var: Kültürel şok.
Eğer kültürel şoku üç dört nesildir bu derece derinden hissedecek şekilde yaşamamış olsaydık ve önüne onu göğüsleyebilecek bir Çin seddi örebilseydik belki bugün daha hazırlıklı çıkabilirdik sahneye.
Bilelim ki biz bir "kültürel vatan" yitirdik son asırda dostlar.
Tarihimizi, edebiyatımızı, dilimizi, musikimizi yasaklar veya itibarsızlaştırmalar sebebiyle yitirdiğimiz gibi, var olan yerli/İslami düşünce ve tasavvufun imkânlarını, özgüvenimizi, millî şuuru, duamızı, velhasıl bizi biz yapan karakteri de kaybettik büyük ölçüde.
Velhasıl babamızı kaybettik. Birileri bize Batı'yı gerçek babamız zannettirdi. Üvey babanın tarihini, kültürünü, dilini okuyan nesillerden başka ne bekleyebilirdik ki
İşte bu sahtelik ve muğlaklıklar ortak hafızamızda derin yaralar açtı. Redhouse'ın lügatinde 100 bine ulaşan kelime hazinemiz kırıla kırıla birkaç yüze indi. Örf ve âdetler bozuldu, büyüğe saygı kalmadı. Vaktiyle öğretmeninin önünde yere bakan öğrenciler şimdi onları pompalı tüfekle vurma yarışında.
Gelinen noktayı daha fazla tarife hacet yok. Zaten görmek için azıcık zahmet yeterli. Ancak unuttuğumuz acı bir gerçek var:
"Batılılaşma" diye önümüze konulan sahte reçete aslî kodlarımızı çözüp bıraktı ama yerine yenisini koymadı. Sonuç, Cemil Meriç'in uyardığı gibi "anomi" oldu, yani kendisini hiçbir kurala hiçbir değere hiçbir otoriteye bağlı hissetmeyen,

24