Nazım Hikmet 1902, Necip Fazıl 1904 doğumludur.
Selanik doğumlu Nazım Hikmet'in anne tarafından ataları Polonya'dan İstanbul'a gelmiş, İstanbul doğumlu Necip Fazıl'ın ataları ise Maraş'tan.
İkisi de gençliklerinde şair.
Düz baktığınızda Nazım Hikmet'in maddeci, Necip Fazıl'ın ruhçu şiirler yazdığını zannedersiniz ki akıbet böyle olmuştur. Ama ya başlangıçları
Nasıl başladılar hayata ve nasıl bitirdiler
Necip Fazıl ile Nazım Hikmet Heybeliada'daki Bahriye Mektebinden arkadaşlar.
Bahriye Mektebinden sonra Necip Fazıl memur olur, Ankara'ya yerleşir. Nazım Hikmet ise kısa bir süre öğretmenlikten sonra Rusya'ya gidip komünist olur.
Babıâli adlı basın hatıralarında Nazım'ı öfkeli bir üslupla anlatır Necip Fazıl:
"Nâzım Hikmet, uzun boyu, altun renkli saçları, çakır ve çiğ gözleri, çilli ve tozpembe yüzü, şapşal çehre hatları ve küçük ve yusyuvarlacık kafasiyle, insana ilk bakışta yakışıklı hissini veren, bilhassa maymunvârî içeriye doğru tuttuğu sarkık elleriyle bu halini mühürleyen bir aptaldır. O kadar aptal ki, biraz sıkıştırılınca "ben sizin yanınızda şahsiyetimi ve kafamı kaybediyorum!" diyecek ve yağlı kasketini altun saçlarına oturtup kaçacak derecede... Her şey onda, geri, ileri, sınıf, zümre, burjuva, köylü, patron, işçi gibi tabirlerle, Moskova tertibi ezberleme bir lûgaritma çerçevesi içinde ve birkaç kelimelik leke sabunu (prospektüs – târife)leri halinde... Genç Şair onu, kendisinden iki üç sınıf yukarıda olarak Bahriye Mektebinden tanır ve şiire ne bebekçe başlayıp onu bir Rusya seyahati sonunda ne kartalozca bitirdiğini bilir. Ağzı süt kokan ve "Ben de müridinim işte Mevlânâ!" diye mısralar heceleyen bebekten, "Hâfız-ı Kapital olmak istiyorum!" nârasını basmaya memur, iki eli belinde ağzı bozuk kartaloza kadar..." (1975 baskısı, s. 83; 2010 baskısı, s. 82-83.)
Hakikaten Nazım Hikmet, Mevlâna hazretleri hakkında bir şiir yazmıştır. Hatta İstanbul'un fethi için "Sekiz yüz elli yedi" adlı hicri fetih tarihini başlığa çıkaran bir şiir de kaleme almıştır. "Ağa Camii" şiirinde ise caminin ruhuna şöyle hitap etmiştir:
Bu imansız muhitte öyle yalnızsın ki sen
Bir teselli bulurdun ruhumu görebilsen!
Mevlevi dedesi Nazım Paşa'ya ithaf ettiği "Dergâhın Kuyusu" başlıklı şiirinde ise
Ey ulu Allahım, ey ulu Rabbim!

28