Yazar, entelektüel Yalçın Küçük örneğinden yola çıkarak Türkiye'de söylenenin değil söyleyenin önemli olduğunu iddia ediyor: Küçük yıllarca Kemalizmi tutarsız, bilimsel temeli olmayan bir ideoloji olarak eleştirmiş, fakat AKP karşıtlığına dönüştüğünde sessiz sedasız Kemalizme teslim olmuş. Bu çelişkiyi yazara yöneltilen aynı eleştirilerin başka ağızlardan çıkınca neden 'düşmanlaştırıldığını' soruya dönüştürerek, Türkiye'deki seçici tepki mekanizmasının nasıl işlediğini ortaya koyuyor—ama gerçekten söylenene değil söyleyenin ideolojik konumuna mı bakılıyor?
Yalçın Küçük'ün Cumhuriyetin tek tipleştirici eğitim ve hele egemen tarih anlatısına itirazları Cemil Meriç'inki kadar ağır olmuş, Osmanlı tarihi ama en çok da yakın tarih üzerindeki Kemalist tabulara cesaretle hücum etmiş, onları gücü yettiğince sarsmış, fakat bunu İslamcı dünya görüşündekiler gibi Hilafetin kaldırılması, hocaların idamı veya Arapça ezanın yasaklanması gibi münferit ve bazı kesimlere yönelik hadiselere tepki olarak değil, sosyalizm adlı ideolojileri bitirmeye yeminli "bilimsel" dünya görüşünün bir gölge dünya görüşü veya ideoloji olan Kemalizmi tekzibi veya bir hakiki temeli olmadığını, tutarsız ve bir epifenomen olduğunu ortaya koyma yolunda bir cerrah soğukkanlılığıyla müdahale kıvamında yapmıştır.
Yalçın Küçük'e göre bu "bilimsel" müdahaleye, zamanla bir yalanlar ormanı haline getirilen Kemalist tarihçiliğin de ihtiyacı vardı. Tarihçilik esasen gerçek babayı tespit ve onu çocuğa açıkça söyleme mesleği ise onu yapmaya soyunmakta ama en büyük kabahati, gerçeği dobra dobra söylemektedir.
Neredeyse Ak Parti iktidarının ortalarına (2010'lara) kadar bu anti-Kemalist söylemde direnen Yalçın Küçük son yıllarında Kemalizmi savunmanın bir görev olduğuna inanmaktaydı. Direnmiş ama sonunda o da arkadaşlarına uyum sağlayarak Ak Parti karşıtlığından Kemalizm gemisine nakletmişti. Nitekim 2013 yılında Çün dergisinde Kemalizm ile gelgitlerini şöyle dile getirmişti:
"AKP bizi tekrar Kemalist yaptı. Biz ne idik Biz Sosyalisttik. Sosyalist, Kemalist değildir. Kemalist'le ortak yanları vardır ama aynı değildir. Biz Kemalizm'i aşmaya çalıştık sosyalist olarak. Ben o dönemde de çok şey yaptım. Bizim öğretmen kökenli aktivist arkadaşlarımız vardı. Fakir Baykurt şunları çok söylerdi: 'Kemalizm sosyalizmdir'. Biz bunlara itiraz ederdik, çok doğru şeyler değildi. Biz anti-Kemalist değildik ama çok ciddi olarak eleştirilerimiz vardı. Yeteri kadar halkçı olamadığını bulurduk 1920'li, 30'lu yılların. Şimdi daha başka bir sentezdeyiz, daha iyi bir noktadayız."
Kendisi "anti-Kemalist değildik" dese de aşağıda okuyacağınız beyanların bugün başka bir kesimden sadır olması durumunda "Cumhuriyet düşmanı" kategorisine sokulması an meselesidir.
Kemalizmi aşmak
Kemalizmi aşmaya çalışan ama yarım asır sonra ona teslim olan Yalçın Küçük'ün siyasi çizgisi kendisini ilgilendirir ama Kemalizmi aşmaya çalışırken getirdiği sert eleştirilerin aynısı Kadir Mısıroğlu'ndan gelse ortalığa ayağa kaldıracak olanlar, aşağıda okuyacağınız yenir yutulur cinsten olmayan eleştirileri sineye çekmiş veya görmezden gelmeyi yeğlemişlerdi. Ne de olsa Türkiye'de söylenene değil, söyleyene bakılmaktadır.
Öte yandan, onlarca kitaba imza atmış olan Yalçın Küçük hemen her yazı ve kitabında Kemalizm, Mustafa Kemal ve resmî/egemen tarih anlayışına isyanını delilleriyle ortaya koymuş, yalanları çürütmüş ve daha önemlisi, resmî ideolojiye kafa tutmuştu. Mesela 1998 yılında Hepileri dergisinde söyledikleri bu cinstendi:
"...Ülkemizde, şimdi sadece ve sadece, iki tarih vardır. Bunlardan birisi, "resmi" ve yazılan, zaman zaman adına, "kemalist" de denilen tarihtir ve bir de benim yazdığım tarih vardır. Bunun ikisi dışında, Türkiye'de veya başka bir yerde, yazılmış tarih bulunmamaktadır, bu ikisi arasında bazı noktalarda tam bir zıtlık bulunuyor."(2)
Ben burada bütün yazı ve kitaplarına dağıtamayacağım dikkatinizi, sadece ilk baskısı Turgut Özal'ın Cumhurbaşkanlığı döneminde, 1992 yılında yapılan Türkiye Üzerine Tezler'in 5. kitabında odaklanacak ve oradan geniş nakillerde bulunacağım. Naklettiğim parçaları okuduktan sonra bu zehir zemberek iddiaların sahibinin gerçekten kendisinin dediği gibi dönüp

42