Şahıs vakıfları meselesi yanlış anlaşılıyor bizde. Adına kuruldukları şahsın yazdıklarının çizdiklerinin koleksiyonu ve birikimi kaybolmamalı, derlenmeli, yayılmalı, eyvallah. Ama 'Onun gibi düşünmek', 'Onun gibi bakabilmek' daha önemli olmalıdır. Gençler arasında bir yarışma açılmalı "Kadir Mısıroğlu olsaydı şu meseleye nasıl bakardı" gibi. "Kadir Mısıroğlu gibi düşünme" gayesiyle ayrı bir vakıf kurulmalı veya kendisinin kurduğu Osmanlılar İlim ve İrfanVakfıbu amaca yönelik bir girişim başlatmalıdır.
Batı'da böyle bir ekol var mesela: "Schumacher gibi düşünmek". Küçük Güzeldir (Little is Beautiful) adlı kitabın yazarı E. F. Schumacher gibi düşünmeyi teşvik eden bir girişim...
İslam Dünya Görüşü
Kadir Mısıroğlu'nun bir dünya görüşü var ve o dünya görüşünün ışığında geçmişi ve geleceği bir yorumlayış tarzı var.
"İslam'ın galebe çalacağını biz göremeyiz ama siz göreceksiniz" diyordu. Geçmişi geleceğe ayna tutmak maksadıyla istihdam ediyordu daha doğrusu. "Geçmiş ile bugün suyun suya benzemesi gibi benzer" der İbn Haldun. Tarih, bugüne ve geleceğe açılan bir pencere olduğu zaman arada cereyan eden hava bereket molekülleriyle dolar çünkü.
Yakınlarda yeni baskısı yapılan İslam Dünya Görüşü adlı kitabı önemli; her Müslüman gencin bu kitabı mutlaka okuması lazım. Hatıratları okunabilir. Sarıklı Mücahidler başlangıç kitabı olarak okunmalı, tarihe bakışını derli toplu yansıtır. Bir Mazlum Padişah SultanVahideddinHan, Osmanoğullarının Dramı, Yunan Mezalimi, Geçmişi ve Geleceği İle Hilafet vs. yakın tarihin panoraması mahiyetinde bilgi ile fikrin yumak olduğu kitaplardır.
Kadir Mısıroğlu'nun lisana yani dile verdiği ehemmiyet de gözden kaçırılmamalı. Kitaplarını hiçbir zaman uydurma kelimelerle yazmadı. Cüneyt Emiroğlu müstear adıyla neşrettiği İslam Yazısına Dair adlı kitabı da Osmanlı alfabesini savunan kitapların ilklerindendir.
2013 senesindeki bir görüşmemizde -o görüşmede bulunan arkadaşlar şahittir- vakıftaki odasında beni görünce "Gel sana sarılayım" dedi ve hakikaten sarıldı. "Sen kendini böyle nasıl yetiştirdin" diye iltifat etti. Ben "Estağfirullah" diyerek mahcubiyetimi dile getirsem de "Artık benim kütüphanem senin kütüphanen. Benim arşivim senin arşivindir!" dedi.
Mayıs 2017 tarihli Derin Tarih dergisinde Latife Hanım'ın bir mektubunu yayınlamıştım. Dergi çıkar çıkmaz okumuşlar kendisine. Demiş ki: "Tam benim 40-50 senedir söylediğim şeyleri söylemiş bu kadın, ben fark etmemişim."
Elhamdülillah, o yayın benim için "şeref madalyasıdır".
Bu vak'adan sonraki karşılaşmamızda "Sen şimdi tam dava arkadaşım oldun" diye bir daha sarılmıştı.
Tanıştığımız gün Geçmişi ve Geleceği İle Hilafet adlı kitabını Arabi harflerle "Aziz Dava Arkadaşım Mustafa Beğ'e" diye imzalamış. Hayatında hiçbir kitabını Latin harfleriyle imzalamamakla iftihar ederdi. Hakikaten ilk kitaplarından Musul Meselesi ve Irak Türkleri adlı 1972 yılında neşredilen kitabını Son Havadis gazetesi yazarlarından Tekin Erer'e

33