İlber Ortaylı tarihçilikten popüler kanaat önderliğine nasıl kaydı
MUSTAFA ARMAĞAN
13 Mart günü hayatını kaybeden İlber Ortaylı geçen Pazartesi Fatih Camii haziresine defnedildi. Kalabalık bir topluluk katıldı törene. Sevenleri, hayranları çoktu. Aslında daha çok olacaktı da, kendi elleriyle, daha doğrusu diliyle onları itmeseydi.
Geçen Pazar günü çok okunan yazımda dile getirmiştim: İki İlber Ortaylı var. Birincisi akademisyen sıfatı ki orada da tartışılacak çok tarafları olmakla birlikte (mesela sahte bir hatırata dayanarak Sultan 2. Abdülhamid'in harf inkılabı yapmak istediğini iddia etmişti), bunlar meslek içi tartışmalardı. Halk bunlardan bir şey anlayacak durumda değildi. İkinci İlber Ortaylı ise 2000'li yıllardan itibaren oluşan kült kişiliktir ki banka reklamlarında bile oynayacak kadar ucuzlamıştır. Ama aynı oranda da halka mal olmuştu. Anlayan, anlamayan herkesin fizik veya bilim denilince ak saçlı bilge Einstein'ı hatırlaması ama onun bilimsel formülleri ve buluşları hakkında bilgi sahibi olmamalarında olduğu gibi Ortaylı'nın da tarihçiliğinden ziyade kesin hükümler ihtiva eden cümleleri cazip geliyordu geniş kitlelere.
İlber Ortaylı'nın ilk çok satan kitaplarını yayına hazırlayan bu satırların yazarıdır. İlber Ortaylı ile Tarihin Sınırlarına Yolculuk (2001), Gelenekten Geleceğe (2001), Osmanlı Barışı (2002) ve Taha Akyol'la konuşmalarından oluşan Osmanlı Mirasından Cumhuriyet Türkiye'sine (2002) adlı kitapları benim imzamla, hatta ikisi benim sunuşumla yayınlanmıştır. Önsözlerinde bana teşekkür etmiştir. Bunlar bilenlerin malumudur. Bilenlerden biri de dostum Rasim Ozan Kütahyalı'dır ve ensonhaber videosunda bu gerçeği açık sözlü bir şekilde dile getirmiştir.
Gerçi Rasim Ozan Kütahyalı, İlber Ortaylı'yı ilk benim meşhur ettiğimi söylüyor ama ilk çok satan kitaplarının benim elimle gerçekleştiğini söylemem daha münasip olur.
Popüler olduğu ikinci döneminde İlber Ortaylı benim de içerisinde bulunduğum muhafazakâr hatta Müslüman kesime daha yakındı. Onlar özellikle Osmanlı-Türkiye Cumhuriyeti sürekliliğini vurgulamasından, Osmanlıyı aşağılayan ve dışlayan resmi söyleme meydan okumasından yahut Osmanlı büyük bir miras bıraktı Türkiye Cumhiriyetine sözünden etkilenmişlerdi. Bu yüzden muhafazakar camia onun fikirlerine sahip çıkmış, alkışlamıştır.
Benim kendisiyle görüşmelerim 2004 yılında yayın dünyasından çekilmem ve kendi kitaplarıma gömülmemden sonra giderek zayıfladı. Seyrekleşti görüşmelerimiz.
Ve 2010'lu yıllardan itibaren İlber Ortaylı popülerlik vadisinde doludizgin ilerlerken ana vurgusunun Osmanlıdan ziyade Kemalist söyleme kaydığı görüldü. Belki beklentileri karşılanmadığı, belki de öteki mahallenin daha cazip gelmesinden dolayı bir kayma yaşadı. Aydın Doğan'ın Milliyet'inde köşe yazıyordu. Mason locası kendisini davet ettiğinde hayatında ilk kez papyon kravat takarak arz-ı endam ediyor ve "Atatürk" adlı kendi kalibresindeki birine hiç yakışmayan basmakalıp Kemalist tezleri tekrar eden, orijinaliteden son derece uzak bir kitaba imzasını koymaktan içtinab etmiyordu.
Bu süreçte akademik kaygılarının büsbütün ortadan kalktığına şahit olundu. Cerbezesine ve haiz olduğu popülerliğe güvenerek yazdıklarını kontrol etmiyor, böylece çok sık hata yapıyor ama bunları da düzeltmeye tenezzül etmiyordu. Böylece akademisyen Ortaylı'nın öldüğüne, bilahare muhafazakar kesimle yakınlığı kaybettiğine ve popülerliğin "everything goes''una yani ne versem gider kafasına yaslandığına şahit olduk.

16