Yazı, turizm sektörünün simgesi Onur Air'in kurulması, gelişmesi ve kapanmasının hikayesini anlatırken, aynı zamanda Türk vatandaşlarının Schengen vizesi başvurularındaki artan redleri ve 27 milyar liralık ekonomik kaybı gözler önüne seriyor. Yazar, bir yandan Cankut Bey'in emekli şirketi ve çalışanlarının hak arayışını, diğer yandan vize sisteminin adaletsizliğini vurgulamakta, ancak bu iki farklı soruna karşı toplumsal tepkinin neden yeterli olmadığını sorgulamaktadır.
Hikaye Kuzey Kıbrıs'ta doğan, ancak hayatını İngiltere'de sürdüren Kazım Tonguz'un Türkiye'de bir havayolu şirketi kurma girişimiyle başlamıştı.
Hayalinde Londra'dan Lefkoşa'ya uçmak olan Tonguz, bunun Birleşmiş Milletler kararlarına aykırı olduğunu belki de bile bile kolları sıvadı. İstanbul Yeşilyurt'ta Pegasus'nun da kuruluş yeri olan Sipahioğlu Caddesi'ndeki 55 no.lu binada 28.01.1992'de adının ve soyadının baş harflerinden mülhem T.K Akdeniz (Med Air) adlı bir şirket kurar. Fakat Türk Hava Yolları TK bizim çağrı kodumuz diye itiraz edince şirkete büyük oğlu Onur'un adını verip Onur Air Taşımacılık A.Ş adıyla tescil ettirir. İlk olarak,1992 model A321-211 tipi bir uçak alıp TC-ONA üçlü koduyla tescil ettirir ve bu uçak ilk uçuşunu 14 Mayıs 1992 günü Ercan Havalimanı'na yapar. Şubat 1994'te bünyesinde 25'i aşkın otel ve yedi bin yatak olan Ten Tur Gurubu Onur Air'in bir kısım hisselerini alır ve şirket Florya Çatal Sokak'a taşınır ve adını da duyurur.
1996'da Ten Tur ortakları Hayri İçli, Ünsal Tülbençi ve Hamit Cankut Bagana Onur Air'in tamamını alırlar.
1997'de McDonald Douglas firmasının ürettiği MD 88 tipi beş uçak alınır.
15'inci yılda 16 uçak ve 912 çalışanı olan şirket 1998-99'da ekonomik kriz nedeniyle dokuz uçağa kadar düşer.
Pilotlarını yabancı şirketlerde istihdam eder, kadrosunu korumayı tercih eder.
2000 yılında Ten Tur bünyesindeki tur operatörleri First Choice'e satılınca şirket önemli bir kaynak sağladı ve iki yıl yolcu garantili anlaşma imzaladı.
Bu dönemde Hayri İçli ve Ünsal Tülbentçi ortaklıktan ayrılınca Hamit Cankut Bagana tek ortak olarak kaldı.
Onur Air, Almanya ve Hollanda gibi ülkelerin engellemelerini her ikisi de rahmetli olan Kaptan Pilot Bilal Başar ve Şahabettin Bolukçu'nun başarılı yönetimiyle atlatmayı başarır.
2000'li yıllarda Türkiye'ye en fazla turist getiren firma olan Onur Air, hac uçuşlarıda yaparak pazarda büyüdü. 9 Aralık 2003'te "Uç Türkiye uç" sloganıyla 13 şehre iç hat uçuşu başlattı. 2006 yılında 1490 personel ve 31 uçaklık filosu ve 7 bin 012 koltuk kapasiteyle en büyük ve en çok yolcu taşıyan şirket olmayı başardı. Tek seferde Saudi Arabia Havayolları'na 12 uçak (3 bin 387 koltuk) kiralayıp bu alanda da sektörde bir ilke imza attı.
Şirket bu yıllarda iyi bir performans gösterip, Atatürk Havalimanı'nda eski MNG binasına taşınırken özel sektörde maalesef birçok şirket de çeşitli nedenlerle kapanma yoluna gidiyordu.
Suudi Arabia Havayolları ile yapılan bu Wet Lease anlaşmasıyla Onur Air giderek daha istikrarlı bir hale geldi. Fakat, Suudi Arabistan Hükümeti'yle Türkiye arasındaki siyasi ilişkilerinin bozulmasının faturası Onur Air'e çıkarıldı ve uçak kiralama anlaşması yenilenmedi. Uçaklar geri geldi ve bu filoyu kiralamak da mümkün olamadı. İşte Onur Air'in kırılma noktası da tam da bu tarihte başladı. Gidişatın çok iyi olmadığını gören patron Cankut Bey şirketi satmanın çözüm olabileceğine inanarak gelen teklifleri değerlendirdi.
Aracılar vasıtasıyla Ege Üniversitesi mezunu bir kez karşılaştığım İranlı iş insanı Babek Zencani ile karmaşık bir satış süreci başladı. Şirketin Ten Tur üzerindeki yüzde 92.8 hissesi Zencani ve ortağı Mahdi Shams ile Kudret Tuncel'e 250 milyon dolara satıldı. Ancak parasını tam alamayan Cankut Bey daha sonra hisselerini geri almaktan başka çare bulamadı. Çok uzun süre gündemi meşgul eden bu satış girişimi Babek Zencani'nin İran Petrol Bakanlığı'nın parasını boş yere harcadığı gerekçesiyle hapse düşmesi ile sonuçlandı. Onur Air de satılamadı.
Değişik talipliler ortaya çıktıysa da hiçbiri gerçek alıcı olmadı ve 30 yıldır tanıdığım Cankut Bey'in girişimleri de ne yazık ki sonuç vermedi. Cankut Bey üzerine titrediği yıllarca emek verdiği şirketinin böyle bir sona gitmesinden büyük üzüntü duyuyor, fakat elinden de hiçbir şey gelmiyordu. Onu kimse işi bilmezlikle suçlayamazdı. Çünkü genç yaşlarda başladığı turizmde geldiği noktadan sonra havacılık sektörünü de en iyi bilen birkaç isimden biri olmuştu. Uçaklar birer birer sahipleri tarafından alınırken, maaş alamayan çalışanlar da şirketi zorunlu olarak terk ediyordu.
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nün uçuş işletme ruhsatını iptal etmesi de süreci hızlandırdı ve şirket kapılarını kapattı. Çalışanlar alacakları için birkaç kez bina önünde gösteri yaptı ve seslerini duyurmaya çalıştı. Onlar için Onur Air bir işyerinden çok bir yuvaydı. Kiminin ilk ekmek teknesi, kiminin evlendiği, kiminin hayata veda ettiği kiminin de çocuğuna ismini verdiği bir yerdi. Haklarını istemelerinden daha doğal bir talep elbette ki olamazdı.
Başlatılan hukuki süreç yıllarca sürdü ve 5 Kasım 2025'te yerel mahkemenin verdiği iflas kararı istinafta bozuldu. Daha sonra Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, Onur Air Taşımacılık AŞ hakkında nihai kararı verdi. 16 Nisan 2026 saat 11.28 itibarıyla şirketin iflasına hükmedildi ve 2026/25 sayılı dosya kapsamında tasfiye süreci resmen başlatıldı. Bundan sonraki süreçte onlar haklarını alabilirlerse ne ala. Helalleşeceklerdir umuyorum. Onur Air'in kapanması havacılıkta bir devrin de sona ermesi anlamına gelir. Bir daha yaşanmaması dileğiyle.
Mutlu yarınlar Türkiyem.
[email protected]
————————————————————
Vize vermiyor, parayı da geri ödemiyor.
Artık anlayalım ki, Şengen bizi istemiyor
Dünyanın en önemli rekorlarında bizim hangi dallarda öne çıktığımızı görmek için internete girip bakmamız yeterli.
Örneğin, 2024 yılı verilerine göre, Schengen vizesine en çok başvuru yapan ve bu alanda rekor kıran ülke 1 milyon 779 bin 255 başvuru ile Çin olmuş. Çin'in nüfusu tam 1,4 milyar. Türkiye, 1 milyon 173 bin 917 başvuru ile dünya genelinde en çok Schengen vizesi başvurusu yapan ikinci ülke. Bizim nüfusumuz sadece 86 milyon. Üçüncü sırada da 1.5 milyarlık nüfusla Hindistan geliyormuş. Hiç şaşırmadım dersem yalan olur. Bizden kat be kat nüfusu olan ülkelerle böyle bir konuda nasıl yarışıyoruz ben onu anlamadım.

3