Kuşlar deyince herkesin aklına farklı konular gelir. Benim aklıma da kuşlar için söylenen türküler, sonra uçaklar ve onların öldürdüğü kuşlar gelir.
Havalimanlarının kuşların göç yolları üzerine yapılması hep tartışılmakta.
İstanbul Havalimanı yapılırken en çok tartışılan konulardan biri de kuşların göç yolları üzerinde olduğu iddiasıydı.
Gerçek olan bir şey var ki, gökyüzü ne kadar geniş olursa olsun kuşlara dar geliyor olmalı ki, uçaklarla çarpışıp ölüyorlar, ölürken de onların "radom" denilen burunlarına zarar veriyorlar.
Haberler hep uçaklara verilen zararı yazar, ama o çarpışmalarda yüzlerce kuşun can verdiğini nedense yazmaz.
Onların canı ve hayat hakkı üç paralık radomdan değersiz mi düşündük mü
Uçaklar mı kuşlara çarpar, kuşlar mı uçaklara çarpar saçma bir tartışma.
Bugüne kadar kuşların çarpmasıyla düşen bir uçak kayıtlara hiç geçmedi. Fakat, izledikleri rotalardan olsa gerek uçakların binlerce kuşun ölmesine neden olduğu gerçeğini yadsıyamayız.
Göçmen kuşlara sahip çıkan 70'e yakın sivil toplum kuruluşunun yaptığı çağrı bizlere daha başka bir gerçeği gösterdiği için çok önem arzediyor. Onları masum yapmaz ama bilinenin aksine en fazla kuş ölümüne uçaklar değil, hiç aklımıza gelmeyen elektrik hatlarının sebep olduğunu duyarlı insanlar bizlere adeta haykırıyorlar.
WWF-Türkiye, Doğa Derneği, Eko Alan ve Kuş Kolektifi öncülüğünde yapılan çağrıyla kuş ölümlerinin önlenmesi için riskli elektrik hatlarında acil önlemler alınması ve Türkiye çapında kapsamlı bir "Ulusal Göç Yolları Güvenliği Eylem Planı" hazırlanması talep ediyor ve
'Doğanın binlerce yıllık rotası' elektrik hatları nedeniyle kesilmesin deniliyor.
Açıklamada yer alan görüşler şöyle:
'Avrupa ile Afrika arasındaki en önemli kuş göç yollarından birinin üzerinde bulunan Türkiye, her yıl milyonlarca göçmen kuşun binlerce kilometrelik yolculuğuna ev sahipliği yapıyor.
Sonbahar göç döneminde Orta ve Doğu Avrupa'da üreyen leyleklerin neredeyse tamamı ile küçük orman kartalı popülasyonunun yüzde 90'ı Trakya üzerinden İstanbul Boğazı'na ulaşıyor; Anadolu, Toroslar ve Amanos Dağları üzerinden Orta Doğu'ya ve ardından Afrika'daki kışlama alanlarına doğru yolculuklarını sürdürüyor. Ancak bu yolculuk Türkiye'de göçmen kuşlar için ciddi riskler barındırıyor. Yaşam alanı kaybı, avcılık ve tarımsal kimyasalların yanı sıra yalıtımsız elektrik direkleri ve enerji nakil hatları, özellikle büyük kanatlı ve süzülerek göç eden kuşların karşı karşıya olduğu önemli tehditler arasında yer alıyor.
2026 yazında İstanbul Tahtakale'deki tren hattının tek bir noktasında elektrik akımına kapılarak yaşamını yitiren 106 leyleğin tespit edilmesi, sorunun boyutunu bir kez daha gündeme taşıdı. Ardından farklı illerden elektrik iletim ve dağıtım hatlarıyla ilişkili yeni kuş ölümlerinin bildirilmesi, sorunun tek bir bölgeyle sınırlı olmadığını gösterdi.
Göç yorgunu kuşların dinlenmek ve gecelemek amacıyla kullandıkları elektrik direklerinin ölümcül bir tehdide dönüşmesinin önüne ise uygun teknik uygulamalarla geçmek mümkün."
WWF-Türkiye Doğa Koruma Kıdemli Uzmanı Can Yeniyurt, bu ölümlerin önlenebilir olduğuna dikkat çekerek "Leylekler ve akbabalar gibi geniş kanatlı, süzülerek göç eden kuşlar elektrik hatlarında daha yüksek riskle karşılaşıyor. Ancak bu yaralanmalar ve ölümler önlenebilir. Hatların izole edilmesi ve görünür hale getirilmesi riski önemli ölçüde azaltıyor." diyor.
STK'ların ortak çağrısının beş temel talebi var: Bilinen kritik noktalarda elektrik hatlarında acil izolasyon çalışmalarının başlatılması ve gerekli işaretlemelerin yapılması; ilgili kamu kurumları, TEİAŞ, TCDD, bölgesel elektrik dağıtım şirketleri ve özel hat sahiplerinin katılımıyla "Ulusal Göç Yolları Güvenliği Eylem Planı" hazırlanması; göç dönemlerinde ülke çapında kapsamlı izleme çalışmalarının yürütülerek ortak bir veri tabanı oluşturulması; başta Trakya ve Marmara olmak üzere göç koridorları üzerindeki riskli demiryolu, enerji iletim ve dağıtım hatlarının haritalandırılması ve ulusal mevzuatın kuş dostu altyapı uygulamalarını güvence altına alacak şekilde güçlendirilmesi.
Bu haklı taleplere en acil şekilde kulak verilmesi gerektiği görüşüne katılıyor, kuşlar için de daha yaşanabilir dünya yaratmak gerektiği savunuyoruz.
Mutlu ve sağlıklı yarınlar.
[email protected]
NOT: Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ölüm yıldönümünde
rahmet ve sevgiyle anıyorum.(M.A)
——————————————————
ICAO ilk kez bir Türk'ü göreve getirdi
Havacılık Küresel Elçileri ne iş yapar
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi beş üyesini kastederek "Dünya beşten büyüktür" sözünü hayata geçirmek için Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği için Türkiye, Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu'nu aday gösterdi.
Bu önemli göreve umarız seçilebilir.
Birleşmiş Milletler'e bağlı değişik konu ve alanlarda faaliyet gösteren birçok kuruluş vardır. Bu kuruluşların yönetim kadrolarında Türklere rastlamak pek mümkün değil. Nedeni biliniyor mu
Kazara bir vatandaşımız uluslararası bir kuruluşta şahsi gayretleriyle bir yere gelse milletçe mutlu oluyoruz.
BM'ye bağlı kuruluşlardan biri de ICAO diye bilinen Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı'dır. Bu kuruluşta şimdiye dek herhangi bir Türk vatandaşı üst düzey göreve seçilemedi veya da seçilmedi.
Hafta içinde gelen haber beni şaşırttı.
Türkiye'nin ikinci büyük havayolu olan Pegasus'un Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tevfik Nane (Daha önce IATA Başkanlığı yaptı ve 2027'de tekrar bu koltuğa oturacak) ICAO Küresel Elçisi olarak seçilmiş veya atanmış. Böyle bir göreve Mehmet Nane'nin atanması beni gururlandırdı, çok hoşuma gitti.
Gelecek yıl iki global görevi olacak.
Farklı sektörden gelip, havacılığı çok iyi öğrenen, uluslararası bir vizyona sahip bir yönetici olarak bu görev ona çok uygun düştü, çok yakıştı. Herkes haberi verdi ama hiç kimse sormadı, acaba ne iş yapar bu Küresel Elçiler

21