Suriye İsrail'e savaş ilan etmeli mi
İslamcı liderler dünyanın en acil sorunlarını görmezden gelerek sembolik taleplerde bulunurken, diktatörler geriye devlet inşa ediyor; acaba öncelikler siyasi başarının mı, yoksa ideolojik saflığın mı belirleyicisi olmalı?
Yazar, Mısır'dan Özbekistan'a kadar İslamcı hareketlerin temel devlet sorunlarını ihmal ederek sembolik taleplerde bulunmasının nasıl başarısızlığa yol açtığını gösteriyor. Erdoğan'ın başarısını ise öncelikleri doğru sıralamak—vesayeti geriletmek, reformları yapmak, sonra kültürel talepler—biçiminde tanımlanıyor. Peki siyasi başarı için yapısal reformlar ve değer talepleri arasında bu dengeli yaklaşım, yalnızca pragmatik bir strateji mi, yoksa ideolojik tercihler yapmanın kaçınılmaz bedeli midir?
Cemal Abdünnasır 1952 yılında askeri bir darbeyle Mısır'da iktidarı ele geçirmişti. Ancak tasarladığı pek çok devrimi gerçekleştirmek için "güçlü bir otoriteye" ihtiyaç duyuyordu. Ülkedeki en etkili siyasi yapı 1928'de kurulan İhvan-ı Müslimin yani Müslüman Kardeşler'di. Abdünnasır'ın El Ezher'den sendikalara kadar tüm kurumlarda etkili olan bu yapının desteğine ihtiyacı vardı.
Bu sebeple İhvan'ın lideri Hasan Hudeybi ile 1953'te görüşerek taleplerini dinlemeye hazır olduğunu duyurdu. Görüşmeye giderken İhvan'ın sadece Mısır'ı değil tüm Arap dünyasını ilgilendiren siyasi taleplerde bulunacağından emindi. Oysa Hudeybi'nin Nasır'dan istediği ilk şey ülkede kadınların başörtüsü takmasının zorunlu hale getirilmesi oldu. Nasır bu talepten sonra oldukça rahatlamış olmalı. Çünkü aralarında geçen bu diyaloğu yıllar sonra bir konuşmasında gülerek anlatacaktı. Sonra ne mi oldu
İhvan liderleri düzmece bir suikast iddiasıyla idam edildi ve parti yasaklandı. Siyasetten men edilen Hudeybi 1973'te vefat ettiğinde hala ev hapsindeydi. Nasır'ın Arap dünyasındaki etkisi ise yarım asır sürecekti.
İslamcıların "öncelikleri" dikkate almayan siyasi basiretsizliğine tek örnek Hudeybi değil elbet. 1991'de Sovyetler dağıldığında Türkistan'ın kalbi olan Özbekistan da bağımsızlığına kavuşmuştu. Ülkenin en etkili siyasi figürlerinden biri genç yaşına rağmen Tahir Can Yoldaşev'di. Ülkenin nasıl bir yönetime dönüşeceği tartışılıyordu. Sovyet dönemi Özbekistan'ın lideri olan İslam Kerimov binlerce taraftarının önünde Tahir Can'la buluştu ve taleplerini sordu.
Bundan sonrasını ömrü sürgünde geçip, İstanbul'da vefat eden Matematik profesörü Alibey Yolyahşi'den dinledim. Tahir Can'ın Kerimov'dan talebi "yemin ederken Kur'an'ın üzerine el basılması ve Cuma gününün tatil edilmesi" olmuştu. Muhtemelen Kerimov da Nasır gibi derin bir oh çekmiştir.
Oysa dünyanın en büyük pamuk üreticilerinden biri olan bu ülke sefaletle boğuşuyor, kaynakları adaletsizce dağıtılıyor, devlet yapısı nepotizmle çürüyordu. Milli bir ordu dahi kurulamamıştı. Ama bunların hiçbiri Tahir Can'ın önceliği değildi. Sonrası ise ibretliktir.
Tahir Can ve arkadaşları kısa sürede terörist damgası yedi. Afganistan'a sürüklendiler, Veziristan'da çatışmaların içinde

3