Yazı, Esat rejiminin Suriye'deki Sünni nüfusa karşı 14 yıl boyunca uyguladığı sistematik şiddet ve katliamları BM tanımına göre soykırım olarak nitelendirmektedir. Yazar, bu eylemleri İsrail'in Gazze politikasıyla karşılaştırarak, rejimin Sünni nüfusu tamamen yok etme veya sürgün etme hedefiyle hareket ettiğini öne sürmektedir. Ancak, bölgesel siyasi çatışmaları etnik-dini soykırım olarak tanımlamak, daha karmaşık geopolitik nedenleri görmezden gelmenin bir yolu mudur?
Kimisi henüz on beşinde, bıyıkları dahi terlememiş. Kimisi yetmişinde, yediği dayaktan ayakta zor duruyor. Usulca yürüyorlar infaz edilecekleri çukura doğru. Arşı titretmiyor feryatlar. Kim duyacak ki Oysa Emevi Camii'ne sadece birkaç kilometre uzakta bir yer burası.
Şam'ın merkezindeki Tedamun, Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı bir yer. Hz. Osman Camii'nin önüne kazılan çukurda tam 288 erkek böyle infaz edildiler. Varil bombalarıyla yerle bir edilen mahallenin sakinleri evini barkını terk etmemenin bedelini işte böyle ödediler. Dolduruldukları çukurda cesetlerinden iz kalmasın diye ateşe verilen araba lastiklerinin içinde küle döndüler.
Aynı akıbet arka mahallelerinde yaşayan Yermük Mülteci Kampı'ndaki Filistinli göçmenleri de bekliyordu. Filistin davasını savunduğu iddiasındaki Esat rejimi en kanlı hünerlerini Filistinliler üzerinde sergileyecekti. Tıpkı Irak'ta ABD işgaline ve işbirlikçisi Şii örgütlere boyun eğmeyi reddeden Filistinlilere yaptıkları gibi.
Sırayla Guta, Duma, Hama, Halep ve Humus benzer şekilde yok edildi.
Hiç tanımadığı, neyle suçlandıklarını bilmediği insanları gülerek, hatta ağzında sigarayla poz vererek kurşuna dizen Emcet Yusuf'u bu denli motive eden şey neydi
Üstlerinden tebrik mi bekliyordu Yoksa rejimin insanlar üzerinde salmak istediği korku iklimi için gerekli miydi tüm bunlar Aslında her ikisi de.
İnsanlıktan çıkmış bu kişiler kendilerine şebbiha diyordu. Yani "hayalet". Milyonlarca Müslüman Sünni'nin yaşadığı ülkede egemenlik kurabilmek için canavarlaşmaktan başka bir şey düşünemediler.
Sayısal güçlerinin yetmediğini düşündüklerinde Lübnan'dan Hizbullah'ı, Irak'tan onlarca farklı örgüte mensup teröristi ülkeye davet ettiler. Dünyanın farklı ülkelerinden binlerce fanatik mezhepçi, İran Devrim Muhafızları'nın koordinasyonunda Suriye'de tam 14 yıl boyunca akıl almaz bir sistematik şiddet sergiledi.
Tüm bu yapılanların adını doğru koymak gerekir. Bu bir rejimin muhaliflerini yok etmek için sergilediği "ölçüsüz şiddet" değildi. Şehirleri bütünüyle yıkıp yaşanmaz hale getirdiler. Sıradan insanları sırf başka bir mezhebe mensup oldukları için

3