Yazar, Müjdat Gezen'in müzikali iptal etmesine neden olan olayı, seyircinin basit hoyratlığı değil, sanatçının yıllar boyunca ideolojik taraftarlarını militarize ederek inşa ettiği tahammülsüz kitle psikolojisinin sonucu olarak görmektedir. Gezen ve benzer isimler, muhalif söylemi hoşgörülü hiciv yerine hakaret ve aşağılanmaya dönüştürerek, her fikrini dinleyecek değil, sadece kendilerini sevindirecek slogalar talep eden bir canavar yetiştirdiklerini vurgular; ancak bu analiz, sıradan seyircinin memnuniyetsizliğini tamamen sanatçı ve medya elitinin sorumluluğuna yüklemek istiyorsa, tüketici davranışları ve beklenti yönetiminin rolü ne kadar büyük olabilir?
Seyircinin biri 4 bin liralık VIP biletinin plastik sandalye olduğunu görünce sahneye koşup temsili durdurdu. Binlerce kişinin saatlerce sıra bekleyerek girebildiği salon Müjdat Gezen'in müzikali daha başlamadan iptal etmesiyle hakaretler ve sloganlar eşliğinde boşaldı.
Gezen soluğu hastanede, seyirci ise öfkesini kustuğu sosyal medyada aldı. Yaşananlardan dolayı herkes birilerini suçluyor. Kimisi organizasyonun beceriksizliğini, kimisi ise seyircinin küstahlığını hedefe koyuyor.
Oysa asıl konuşulması gereken, Kahramanmaraş'ta çocuklarımızın öldüğü gün bile sahnelenmekten vazgeçilmeyen bir oyunun, o gün iptal edilmesini sağlayacak düzeyde yaşanan hoyratlıktır. Yılların sanatçısı Müjdat Gezen'i çileden çıkaran bu hoyratlığın mimarı kim
Asıl soru bu olmalı.
Parasını ödeyince her şeyi satın alabileceğini sanan bu yapıyı Gezen "kendi elleriyle" imal etti. "Ak Parti seçmenine aptal" dediğinde kopan alkışların bir gün bumerang gibi dönüp kendisini vuracağını hesap edemedi.
Sanatçı muhalefetini ince bir hicivle yapabilir. Bu sayede mesajını iletirken her fikirden insanın gönlünü de kazanabilir. Mesela Nejat Uygur böyle biriydi. Fakat kendi ideolojik yandaşlarını militarize etmeye odaklanan bir anlayışın geleceği son nokta bu.
Yılmaz Özdil ve Müjdat Gezen gibi isimler kendilerine uzatılan mikrofonu mesleklerini icra etmekten çok iktidarı destekleyen milyonları aşağılamak, bu sayede "öfkeli ve hırçın" bir kitle inşa etmek için kullandılar.
Şimdi ikisi de kendi yoğurdukları bu hamurun hedefindeler.
"Cahil, aptal" sözlerinin üzerimize boca edildiği salonlar "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" tezahüratlarıyla inlerken işin bu noktaya varacağını hesap etmeliydiler.
Bu kitlenin gözünde CHP'li siyasetçilerle bozuştuğu için partinin yayın organından gönderilen Özdil artık bir hain. Zaten o da "uğruna mücadele ettiğimiz insanlar tarafından taşlanmayı göze alarak." sözleriyle veda etti.

2