Tarifsiz acı

Çocuk katliamları sonrası devlet elinde geleni yapıyor mu, yoksa sosyal medya düzenlemesinde cesur adımlardan kaçınıyor mu?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Kahramanmaraş'taki çocuk katliamından tüm toplumun sorumlu olduğunu ancak özellikle sosyal medyanın ahlak çöküşündeki rolüne işaret ederek, hükümetin bu konuda neden yeterince cesur olmadığını sorgular. Temel iddiası, devletin trafik cezaları gibi katı düzenlemeler yapabilirken sosyal medya şirketleriyle neden mücadele etmediğidir. Batılı ülkeler milyar dolarlık davalarla başarılı iken, Türkiye neden hala Meclis'te bekletilen yaş kısıtlaması kanunlarıyla yeterli görüyor?

Şanlıurfa Siverek'teki olayın üzüntüsünü yaşarken, Kahramanmaraş'ta biri öğretmen dokuzu çocuk 10 kişinin öldürülmesi yüreğimizi yaktı.

Yaşları 10-11 olan çocuklarımız bir katilin acımasız kurşunlarına hedef oldu.

Mesleğim gereği en acı görüntüleri izledim, yürek dağlayan sahnelere şahit oldum, enkaz altında, olay yerinde cesetler gördüm, fotoğraflarını çektim haberleştirdim. Ancak Kahramanmaraş'taki saldırı haberini alınca o haberin görüntülerini izleyemedim.

Çarşamba akşamı 24'te "Açık Görüş" programıma başlamadan hemen önce Genel Yayın Yönetmenimiz Ömer Özkök'ün cep telefonundan haberle ilgili bir şey izleteceğim demesi üzerine sadece 10 saniyesine bakabildim. Kahroldum. Eminim siz de öylesinizdir. Biz bu haldeysek pırıl pırıl çocuklarını kaybeden, evlatlarını toprağın bağrına veren aileler ne haldedir siz düşünün.

BU KATLİAMDAN KİM SORUMLU
O mu bu mu şu mu demeye, hedef göstermeye gerek yok. Hepimiz sorumluyuz. Aileler olarak maalesef çocuklarımızın dilinden anlamıyoruz. Öğretmenlerin anlamasını istiyoruz. Evde veremediğimiz ahlakın, okulda verilmesini bekliyoruz.
Mensubu olduğumuz yüce dinimizin, yüce peygamberinin "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" emrini başkaları öğretsin istiyoruz.
İstiyoruz da. Güzel ahlakı öğretmek için "Milli manevi değerleri ön plana çıkaralım" genelgesi yayınlayan Milli Eğitim Bakanı'nı "Laiklik elden gidiyor" diye linçlemeden de duramıyoruz.
Okul önlerinde neden polis yok diye sorguluyoruz, bir hafta önce bazı lise öğrencilerinin "büyüklerinin gazıyla" lisede polisin ne işi var protestosu yaptığını es geçiyoruz.SOSYAL MEDYA ADLI LAĞIM ÇUKURU
TikTok, Youtube, Instagram, Facebook kısaca sosyal medyanın pisliklerini, para uğruna çoluğumuzun çocuğumuzun ahlakını hiçe sayan "fenomenlerin" ahlaksızlıklarını önlemek için baskı yapmıyoruz. Sadece cılız şikayet ediyor ama sayfa kaydırmaktan da geri durmuyoruz.
Ki o TikTok denen lağım çukurunda yaşananlar bırakın muhafazakar aileleri, en liberalini, en özgürlükçüsünü bile çileden çıkaracak, en arsızının bile yüzünü kızartacak cinsten.
Bunu bildiğimiz halde, hükümet sosyal medyanın gırtlağına çöktüğünde, bant daralttığında "özgürlüklerimizi kısıtlıyorsunuz" diye yine biz feryat ediyoruz.
Buradan "hükümet elinden geleni yapıyor" kolaycılığına kaçmayacağım. Pek çok konuda devrim niteliğinde cesurca adımlar atan Ak Parti'nin sosyal medya konusunda neden cesur hamleler yapmadığını anlamakta zorlanıyorum.