Arupa Birliği. Biz buraya girmek istiyoruz. Uzun yıllar önce başvuruda bulunduk. AKP hükümeti müjdeli haberi yıllar önce verdi. Kabul edilmişiz gibi Ankara'da şenlikler yapıldı. Oysa işin gerçeğini herkes biliyor. Biz oraya istenmiyoruz. Nedenini tek sebebe bağlamak doğru olmaz ama şöyle bir örnekten gidebiliriz. AB ülkelerinin hangisinde bizdeki gibi tutuklamalar, basına, yayına baskı, aydınlara kurulan tuzaklar, ekonomik durum, insan hakları, hayvan hakları ve onlarca konu. Avrupa'nın hangi ülkesinde buna benzer şeyler var... Yok. AB bizim için hayaldir. Ama bir umut, gelecekte bu sistem değişir, biz de demokratik bir ülke oluruz, belki o zaman konu yeniden gündeme gelebilir. Gerisi hayal.
Ünlü komedi yazarı, Fransızların yüz akı Moliere, doktorlarla çok alay ederdi oyunlarında. O kadar ki hastalandığında hiçbir doktor tedavi için ona yardımcı olmadı derler. Ben ise hepsiyle iyi geçindim, iyi geçinirim. Yıllar önce hemen her gün gittiğim bir doktorum vardı: Profesör Sabahattin Kerimoğlu. Çok ünlüydü. İstiklal Caddesi'ndeki evinin ön bölümü muayenesiydi. Yurtdışından randevu ile gelenler olurdu. Cerrahpaşa Hastanesi nöroloji bölüm başkanıydı. Tam bana göre doktor. Kafa ile ilgileniyor ve ben hastalık hastasıydım. Bazen günde iki kez gittiğim olurdu. Artık baba oğul gibi olmuştuk Sabahattin Hoca'yla. Bir gün sordum:
"Hocam, bu hastalık hastalığı ne zaman geçer" diye. "merak etme, ellisinden sonra geçer" dedi. "neden" dedim. "Çünkü elliden sonra hastalıkların kendisi gelmeye başlar." Bunu hiç unutamam. Benim çok kahrımı çekmişti. Rahmetle anıyorum.
Bir başka dostum Mehmet Haberal Hoca'mın yeri de apayrı. Onu Silivri'de ziyaret ettiğimde uzaktan birbirimize el sallamıştık. İstanbul'daki Başkent Hastanesi bizim bütün sülaleyi tedavi eder. 29 Ekim 1943 doğumludur. Ben de. Bir keresinde Ankara'da üniversitede birlikte kutlamıştık, hem de tüm öğrencilerle.
Dünyaya sesimizi onurla duyuran büyük bir hekimdir. Selçuk ağabeyim rahmetli oldu. Adını anmadan geçemeyeceğim. Okulumuzun fahri doktoruydu. Sadece öğrencilere, öğretmenlere, çalışanlara değil, öğrenci velilerine kadar gidip bakardı.
Gelelim doktor Gündüz Yavuzer'e. O da bizim aile hekimimizdir. Tanıdığım ender iyi insan ve iyi doktorlardan biridir. Telefonla rahatsız etmelerime aldırmaz. Muayene için eve gelir. Teşhisleri çok iyidir. Koyduğu tanılar eksiksizdir. Doktorlar bu dönemde çok yoruldular. Aramızdan ayrılanlar oldu. Son olarak ailemize katılan can kardeşim doktor Erhan Kaya. Her gün arayıp sağlığımı sorar. Sağ olsun.

105