İran'da Hamaney sonrası

ABD-İran heyetleri Haziran 2025'teki 12 günlük savaştan sonra ilk defa, 5 Şubat 2026'da bir araya gelmişlerdi.

Uzun yıllardır bölgesel gerilimlerdeki tarafsızlığı sebebiyle, Ortadoğu'nun İsviçre'si diye tanımlanan Umman'ın başşehri Muskat'ta yapılan görüşmeler sonuçsuz kaldı. ABD-İsrail'in 28 Şubat 2026'da İran'a başlayan saldırıları gündemi neredeyse tamamen değiştirdi.

Saldırılarda İran'ın üst düzey görevlileriyle, 1979 İslâm Devrimi'nin mimarı Ayetullah Humeyni'nin vefatından sonra yerine geçen dini lider Ali Hamaney'in de öldürülmesi, İran'da rejim değişikliği tartışmalarına yol açıyor.

Hamaney "hem ideolojik, dinî ve ahlâkî liderlik özelliklerine sahip hem de Anayasal yetkileriyle orduyu ve füze programını yönetme, seçimlerde listeleri belirleme, önemli bakanların atamalarına" kadar siyasette de önemli role sahipti. Dolayısıyla Hamaney İran, vekil unsurları ve Ortadoğu'daki Şiî İslâmcı güçler için sembol haline gelmişti.

Bununla birlikte İran'ın önemli müttefiklerinden Lübnan'da konuşlu Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'ın, İsrail saldırılarıyla 27 Eylül 2024'te öldürülmesinin, Hamaney'in öldürülmesine giden süreci başlattığı değerlendiriliyor. Ayrıca Hamaney'in Muskat görüşmeleriyle nükleer bir anlaşma için ABD ile masaya oturmaya ikna olduğu iddiaları konuşulurken, saldırıların başlangıcında öldürülmesi, İran'da rejim değişikliği tartışmalarını yeniden gündeme getiriyor. Zaten halk kesimlerinde uzun süredir sosyo-ekonomik, siyasî haklar, vb. talepler mevcuttu. En son Ocak 2026'da İran'ın büyük şehirlerinde başlayan toplumsal gösterilerde "1979'da tahtından indirilen Şah Rıza Pehlevi'nin oğlu "Muhammed Rıza Pehlevi'nin, ABD veya İsrail'in yönlendirmesiyle dışarıdan iktidara getirileceği" iddialarıyla rejimin geleceği tartışılmıştı.

Hamaney'in yerine gelecek kişiyi Uzmanlar Meclisi belirleyecek. Ancak şu anda Hameney'e vekalet eden üçlü bir mekanizma kuruldu. Geçici üçlü mekanizmada Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan, Yüksek Yargı Başkanı Muhsin Ejei ve Ayetullah Ali Rıza Arafî yer alıyorlar. Her ne kadar Parlamento Başkanı Muhammet Bağher Ghalibaf "İran geçmişte krizler karşısında birleşebileceğini göstermiştir" şeklinde söylese de, ilerleyen süreçte, İran'daki siyasî ve dinî figürler arasında iktidar/makam mücadelesinin yaşanabileceği muhtemeldir.

Bununla birlikte 2009'daki hileli seçimler, 2017'deki başarısız ekonomi yönetimi, 2019'da akaryakıt zamları, Kürt asıllı Mahsa Amini'nin gözaltındayken 16 Eylül 2022'deki şüpheli ölümü, vd. gelişmelere karşı, halk kesimlerinin protestoları güvenlik güçlerince sert biçimde bastırılmıştı. Yüksek enflasyon, daralan ekonomi, ABD'nin uyguladığı ambargo, işsizlik, yoksulluk, gelir dağılımı adaletsizliği, yolsuzluk, siyasî hırs, rüşvet, iç göç, rejime olan güven sorunu da eklenince, toplumsal huzursuzluk içinden çıkılmaz bir hâl alıyor.