ABD/İsrail'in İran'a saldırıları: Dünya düzenini yeniden şekillendirir mi-2

ABD-İsrail saldırılarının İran liderini öldürmesi, Venezuela liderini kaçırması ve Fransa'nın nükleer silahlanması, küresel düzeni mi yeniden yazıyor yoksa yazarın geçmiş spekülasyonlarını gelecek muamelesi mi yapıyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, 2026'daki ABD-İsrail operasyonlarının uluslararası hukuku çiğnerek devlet egemenliğini ortadan kaldırdığını ve bunun Avrupa, Asya ve Doğu Asya'daki güvenlik mimarisini temelinden yeniden şekillendireceğini iddia ediyor. Bu iddiayı, Fransa'nın nükleer bağımsızlığı, Japonya'nın anayasal revizyonu ve Güney Kore'nin nükleer tercihleriyle destekliyor. Peki bu gelişmelerin kaçı gerçekten başında yaşandı, kaçı varsayım dünyasında kaldı?

ABD/İsrail'in İran'a 28 Şubat 2026'da başlayan saldırılarının, dünya düzenini yeniden şekillendireceği değerlendiriliyor.

ABD güçlerinin 03 Ocak 2026'daki operasyonuyla Venezuela'nın başşehri Caracas'dan Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi esir alınmıştı. ABD/İsrail saldırılarıyla Tahran'da 28 Şubat 2026'da İran'ın dinî lideri Ali Hamaney ve üst düzey devlet yetkililerinin öldürülmeleri, uluslararası sistemin egemen-eşit aktörü iki devletin, birinin liderini kaçırmak ve diğerini öldürmek, uzun yıllardır geçerli diplomatik normlara ve devlet egemenliğinin geleneksel uygulamalarını hiçe saymaktır.

Nükleer güç veya faaliyetlere sahip İran'a saldırılarla, Kuzey Kore'nin "nükleer hayatta kalma eşiğini yeniden değerlendirdiği düşünülüyor." Zaten Kuzey Kore Başkanı Kim Jong-Un, nükleer müzakerelere girmesi beklenmiyor. Tam tersine "Doğu Asya'daki Yeni Soğuk Savaş mimarisindeki rolünü sağlamlaştırmaya yönelecektir. Hatta ABD baskısına karşı koymak için Moskova ve Pekin'le stratejik uyumunu hızlandıracaktır. ABD/İsrail'in İran'a saldırılarının, Ortadoğu'da olduğu gibi Hint-Pasifik Okyanusu ve Kore Yarımadası'nın ötesindeki güvenlik dinamiklerini de yeniden şekillendirmesi ihtimallerdendir.

Diğer taraftan ABD'nin 7 Ocak 2026'da yayınlanan Başkanlık Muhtırası'yla 66 adet uluslararası kuruluştan çekilerek, çok taraflılığı rafa kaldırdığı; ABD'nin Barış Kurulu belgesini, Davos'ta 22 Ocak 2026'da imzalayarak, BM'nin Güvenlik Konseyi'ne alternatif arayışı da söz konusu.

Trump yönetimindeki ABD'nin uluslararası hukuku, genel-geçer diplomatik normları ve devlet egemenliğinin geleneksel kurallarını hiç sayan değişimi, Avrupa'dan Doğu Asya'ya kadar bölgesel güvenlik dinamiklerini eş zamanlı yeniden şekillendirdiği düşünülüyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 2 Mart 2026'da ülkesinin "nükleer cephaneliğini genişletmek için açıkladığı planın ardından, Fransa'nın İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra muhtelif silâh başlığı miktarında artış gözlendi. Fransa, caydırıcılığını yükseltilerek, müttefikleri Almanya ve Polonya'ya nükleer kapasiteli unsurlar konuşlandırmayı teklif etti." Böylece Macron fiilen "ABD nükleer çatısı altındaki tam bağımlılığın sonuna işaret ederek, gelişmiş caydırıcılığa yöneliyor." Macron'un bu strateji değişikliği, AB'nin giderek daha öngörülemez hâle gelen ABD'den kendisini izole etmek adına özerk bir stratejik duruşu hedeflediğini, Avrupa kolektif güvenliğinin temelden yeniden yapılandırılmasını da gün yüzüne çıkartıyor. Yani kendisine yeni düzen arayışındaki ABD karşısında, AB/Avrupa'da kuracağı muhtemel güvenlik teşkilatıyla NATO'dan bağımsızlaşması muhtemeldir.

Doğu Asya'da da Başbakan Takaichi Sanae 8 Şubat 2026'da Japonya'daki seçimleri büyük bir zaferle kazanarak, "Japonya'nın pasifist anayasasında temel revizyona gidecek, siyasî çoğunluğa sahibiz" beyanatı, Maduro'nun kaçırılması, Hamaney'in öldürülmesi ve Fransa'nın nükleer silâhlanmasını genişletmesiyle art arda gelmesi önemli. ünkü sıralanan tüm bu gelişmeler, Japonya'nın İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra imzaladığı anlaşmaların prangalarından kurtularak, "kendi özerk savunma duruşuna geçişini hızlandırması için kritik katalizör rolü oynayabilir." Tokyo, ulusal savunmasını güvenceye almak amacıyla, mevcut ordusunu geliştirme ve nükleer caydırıcılık hakkında iç tartışmalar yaşayabilir.