Sürecin Siyasi Dinamikleri

Bir toplumun huzur içinde yaşayabilmesi için farklı kesimlerin birbirlerine karşı güvenin olması ya da hukukun bu güveni bizzat tesis etmesi gerekir. Bir topluma karşı dışarıdan gelen bir tehlike olduğunda onunla mücadele etmek fiziken zordur ama zihinsel olarak güçlendirici bir etkisi vardır. Buna karşın toplumun içinde ortaya çıkan çatışmalar toplumu hem fiziken hem de zihin olarak yıpratır. O yüzden toplumsal barışın sağlanması toplumsal yapının sürekliliği açısından önemlidir. Buradan varmaya çalıştığımız mevzu Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi adıyla gündemimize giren ve çerçeve yasa olarak dillendirilen çalışma üzerine yürütülen tartışmadır.

Bu yazıda sürece destek olmak ya da karşı çıkmak veya sürecin olumlu ya da olumsuz yanlarını değerlendirmek amaçlanmamaktadır. Yazının istikameti mevcut siyasi atmosferin bu süreci ne kadar yönetebileceğidir. Bunun için önce mevcut siyasi kesimlerin bu sürece yaklaşımını tahlil etmemiz isabetli olacaktır. Bu yazıda kastedilen siyasi kesimler sürece şartlı veya şartsız, dolaylı veya dolaysız katkı verenlerdir. Karşı tavır alanlar zaten yazının amacının dışında kalıyor. Bu süreçte yer alan tüm siyasi kesimlerin beklediği öznelik, açıklık ve sürekliliktir. Bundan dolayı sürece dâhil olan iktidar ve muhalif kesimlere bu açıdan büyük görev düşmektedir.

Sürecin yürütücü gücü olan mevcut iktidarın siyaset yapma biçimiyle alakalı sorunların sürecin sürdürülebilirliğine zarar vereceği muhakkaktır. Çünkü mevcut iktidarın siyaset yapma biçiminde iki temel sıkıntı vardır: Şeffaflık ile olgu ve olayların nesneleştirilmesi. Bu sıkıntılar dikkate alındığında sürecin amacı ve içeriğinin tüm yönleriyle şeffaf bir şekilde ilerleyeceğine dair bir ışık görülemiyor. Daha sürecin başlamasında bile bu şeffaflığı veya istişare ortamını sağlayamayan siyasi aktörün sürecin devamı için de ümit vermediğini görüyoruz. Devlet aklı, beka meselesi gibi kalın cümlelerle şeffaflığın gölgelenmesi sürece olan güveni zedeleyebilir. Aynı şekilde muhalif kesimin de şeffaflığı talep etmesi ve şeffaflığın sağlanması durumunda ise bunu kamuoyuna doğru bir zeminde iletebilmelidir.

Yakın tarihimizde mevcut iktidarın siyasetinde dikkat çeken husus olgu ve olayların siyaseten kullanmasındaki başarısıdır. Her seçim döneminde karşılaştığımız bu durumun bu yeni süreçte de görülme ihtimali her kesimin aklının bir yerinde duruyor. Siyaseten tıkanıldığı bir zaman diliminde sürecin manipüle edilmeyeceğine kimsenin inancı yok. Aynı durum diğer siyasi aktörler içerisin de geçerlidir. Alınacak kararlar ve yapılacak uygulamalar siyaseten risk taşıyabilir. Bu durumda muhalefetin buradan siyaset üretmemesi gerekiyor. Hangi taraf olursa olsun süreci siyasetin malzemesi yapmaya çalışmak bir noktadan sonra isabetli karar alma imkânını da yok edecektir. Çünkü karşılıklı güven ortamı oluşturulamadığı sürece siyaseten risk taşıyan bu tür kararlarda doğru olandan ziyade siyasi fayda gözetilmek istenecektir.