Bir toplumu zinde tutan en büyük güç itiraz edebilme imkânının var olmasıdır. Bu imkânı ayakta tutan toplumsal tabaka da orta sınıftır. Kitleleri hak aramaya, sokağa çıkmaya, itiraz etmeye ve adalet talep etmeye iten asıl dinamik mutlak yoksulluk değil; sınıf atlama fırsatını barındıran orta sınıfın gücüdür. Bir toplumda orta sınıf varsa hareket vardır; hareketin olduğu yerde umut, umudun olduğu yerde ise kaçınılmaz olarak talep ve itiraz vardır. Orta sınıf diğer tabakalar için bir basamak, ulaşılabilir bir menzil, insanca yaşamanın mümkün olduğunun canlı kanıtıdır. Ancak o basamak ortadan kalktığında, yani toplum tepede küçük, dokunulmaz bir zengin azınlık ile dipte birbirine benzeyen devasa bir yoksul kitle olarak ikiye bölündüğünde oyunun kuralları değişir. Artık umudun yerini çaresizlik, itirazın yerini ise tevekkül alır.
Orta sınıfı şöyle tanımlayabiliriz; herkesin görüş menzilindeki hayattır. Alt sınıftaki bir insan için görüş menzilinde olan bir yaşam ulaşılamaz değildir. Bundan dolayı orta sınıfın varlığı halkın sorgulama ve itiraz kabiliyetini zinde tutar. Çünkü ulaşılabilir olandan mahrum kalmak insanları sorgulamaya ve doğal olarak itiraz etmeye yöneltir. Çünkü insanlar imkânsız olanı değil, muhtemel olanı talep ederler. Orta sınıfın varlığının getirdiği dinamik budur: Alt sınıflar için ihtimal dâhilinde olmak. Orta sınıfın varlığı alttakilere daha fazlasını isteme noktasında hedef sunar. Örneğin eğitime tüm toplumsal kesimler için önem kazandıran, işçilerin sendika kurmasını sağlayan, hak arama mücadelelerini harekete geçiren dinamik orta sınıfın ulaşılabilir noktada olmasıdır.
Bir diğer pencerede orta sınıfın kendi konumundan kaynaklı olarak sorgulama ve itiraz kabiliyetini zinde tutmasıdır. Öncelikli kaygısı ekonomik olmayan bir orta sınıf için sanatsal uğraşlar, siyasetin takip edilmesi ve entelektüel gelişim daha ön plana çıkar. Bu da insanların hayata daha vukufiyetle bakmasına, yapılanları eleştirel gözle değerlendirilmesine katkı sunar. Mevcut konfor alanından uzaklaşma ihtimali orta sınıfı her zaman tetikte tutar.
Orta sınıfın tasfiye olması demek toplumsal bir kırılmayı da beraberinde getirecektir. Bunun en büyük göstergesi insanların sorgulama ve itiraz etme gücünün yok olmasıdır. Orta sınıfın yok olması demek, elitlerin dünyası ile halkın dünyası arasındaki mesafenin açılması demektir. Burada öyle bir uçurum oluşacaktır ki; tepedeki bir grup zengin azınlıkla halkın geneli arasında kültürel, mekânsal ve ekonomik bir temas noktası kalmayacaktır. Aslında temelde buradan büyük bir itiraz ve isyan dalgası beklenir. Ama pratikte halkın psikolojisi o şekilde yürümez. Mesafeler ıradığında derin ve itaatkâr bir sessizlik doğar. Ulaşılması gereken hedefin imkânsızlığı olana razı olmaya ve haline şükretmeye yol açar. İnsan ulaşamayacağı bir şeyi talep etmez. Talep etmeyen insanın itiraz etmesini de bekleyemeyiz. Çünkü artık mevcut durum onlar için normalleşmiştir. Herkes gibi olmak bir istisna olmaktan çıkar ve sistemin rutini olmaya başlar.

13