İktidarın imkânı mı, iyiliğin yolculuğu mu

Siyaseti sadece toplumsal düzeni ve kurmanın bir aracı olarak göremeyiz. Siyaset aynı zamanda varoluşsal gayelerin, ahlaki iddiaların ve adalet tasavvurlarının yeryüzündeki tecessüm etmiş halidir. Sorumluluk sahibi Müslümanlar olarak günümüz siyasetini bu pencereden okumak ona özel anlamlar yüklememizi sağlayacaktır. Bu özel anlamların yüklendiği siyaset ise hak ve adalete dayalı bir sistemin mücadelesini verecektir. Siyasetle iştigal eden bir Müslüman, siyaseti bir tahakküm aracı olarak değil; iyiliği yeryüzünde yaygınlaştırma ve kötülüğü bertaraf etme mesuliyetinin bir imkânı olarak görmelidir. Ne yazık ki, Müslümanlığını ön plana çıkaran siyasetçilerin bugün vardığı nokta iktidar mücadelesi, pragmatizm, yolsuzluk ve adaletsizliktir.

Buradan varmaya çalıştığımız nokta başlıktaki soruya cevap bulmaktır. Siyasetin amacı iktidar olup imkânlarıyla yetinmek mi, yoksa iyiliğin büyümesi için siyasetle iktidar yolculuğuna mı çıkmak

Siyasetle uğraşan herkesin zihninde netleştirmesi gereken en kritik ayrım, siyasetin bir amaç değil, sadece bir vasıta olduğu gerçeğidir. Siyaseti bir amaç, iktidarı nihai bir varış noktası olarak gören yaklaşımlar, er ya da geç yozlaşmaya mahkûmdur. Çünkü amaç haline gelen güç, kendini korumak için her şeyi feda edebilir hale gelir. Her ilkesel ve sorumluluk sahibi Müslüman için yukarıdaki soruya verilecek tek cevap vardır. Ama bu cevabı vermek başlı başına yeterli değildir. Çünkü siyaset yapma biçiminin de bu cevaba uygun bir seyir izlemesi gerekiyor. Bir Müslüman'ın yaşamı için ahlakiliğin önemi ne kadar büyükse, siyaset yapma biçiminde de aynı ahlakiliği göstermeye mecburdur. Yani siyaset "hedefe giden her yol mubahtır" sözleriyle yola çıkılacak bir mecra değildir.

Siyaseti rıza üretmenin bir yolu olarak düşündüğümüzde halkın ikna olması siyaset açısından olmazsa olmazdır. Bir siyasetçi için bu noktadan sonra yapılması gereken ilkelerini halkın rızasıyla buluşturmaktır. Örneğin toplumun açlığını, yoksulluğunu, adalet beklentisini, gelecek kaygısını görmezden gelerek ve sadece ideolojik nutuklar atarak yapılan siyasetin bir karşılığı olmayacaktır. Aynı şekilde siyaset insanların hayatına dokunmak zorundadır. Sadece niyetin iyi olması yetmez; o niyetin siyasetçinin söylem ve eylemlerinde de karşılık bulması gerekir.