KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN KÖY

Kaz Dağları'ndaki birçok köye daha önce gitmiş olmama karşın Ayvacık'ın Ahmetçe köyüne yolum düşmemişti. Nihayet geçtiğimiz hafta sonu yağmurun doludizgin yağdığı bir gün arabayla Çanakkale Boğazı Köprüsü'nden geçerek üç buçuk saat süren hem zorlu hem de çok keyifli bir yolculuğun ardından köye ve bence köyün en büyüleyici noktasında yer alan Simurg Inn'e vardık.

Efsane bu ya Kaf Dağları'nda yaşayan kuşların hükümdarı olduğu söylenen Simurg, nam-ı diğer küllerinden yeniden doğan Zümrüd-ü Anka adı hem Kaz Dağları'nın batısında yer alan Ahmetçe'ye hem de tüm vadiye ve koya tepeden bakan muhteşem manzarasıyla Simurg Inn'e çok yakışmış. İnsan burada yeniden doğmak demeyelim ama yenilendiğini hissediyor.
Projenin gerçekleşmesi ve takı tasarımcısı olarak bildiğim Dilara Karabay'ın köye yerleşme serüvenin ardında 'ilk görüşte aşk' var. 20 yıl kadar önce bölgeye yaptıkları bir seyahat sırasında dolaşırken arkadaşı 'sana bir yer göstermek istiyorum' diyerek onu boş bir araziye götürür, kuş bakışı manzarasını gördüğü anda almaya karar verir.


Kısa bir süre sonra da ev inşaatı başlar. Daha dekorasyonuyla uğraşırken burada yaşayabileceğini düşünmeye başlar. Ama bu kararı onu yeni planlar yapmaya da zorlar, sürekli yaşayacağı bir yerde yapabileceği iş arayışına girer, misafir ağırlamanın ona en uygun olduğuna karar verir.
Ve 10 yıl önce evini köyün ilk 8 odalı butik oteline dönüştürür. Üç yıl yalnızdır, sonra yurtdışında yaşayan ve alternatif bir yaşam hayali kuran kızı Dila Demir annesine katılır.
Şimdi birlikte çalışıyor, birlikte üretiyorlar. Köy kadınlarına iş imkânı sağlayarak, doğal tarımı ve yerel üreticileri destekleyerek sürdürülebilir turizm anlayışını yaygınlaştırmaya çalışıyorlar.

Haberin Devamı


Yıllar içinde Dilara Hanım tanıdığı birçok arkadaşına burada arsa ya da ev aldırmış. Köy uzun yıllardır göç verdiği için boşalan taş evler restore edilmiş, köydeki araziler de değerlenmiş. Yeni yeni butik oteller de açılmaya başlanmış.
Betonlaşmaya dur diyerek köyün geleneksel mimarisine uyumlu, kültürüne saygılı ekolojik dengeleri gözeten turizm anlayışının yaşatılması çok önemli.
Dilara Karabay ve Dila Demir de konuklarını en iyi en konforlu biçimde ağırlamanın yanı sıra bunu gerçekleştirme uğraşı da veriyorlar.
Simurg Inn bahçesine yayılan yüzme havuzu, spası, spor tesisiyle 12 ay hizmet verecek bir yaşam alanı olarak kurgulanmış. Dönem dönem tekne turları, yoga, nefes terapisi gibi etkinlikler de yapıyorlar. Tam bir evcil hayvan dostu otele köpeklerinizle gidebiliyorsunuz. Ancak fiziki koşulların uygun olmaması nedeniyle 15 yaş altı çocuklar kabul edilmiyor.

Haberin Devamı

GLOBALDEN ESİNLENEN BÖLGE MUTFAĞI

Simurg Inn'ın mutfağının başında Fransa'nın Alsace bölgesinde doğan eğitimini ve yaşamını iki ülke arasında sürdüren Luca Eyüboğlu var. Luca Le Cordon Bleu'de aldığı eğitimin ardından İstanbul, Paris ve Alaçatı'da çalıştığı restoranlarda deneyim kazanmış. Son durağı ise Ahmetçe köyünün bu sıra dışı otelinin restoranı. Mutfağı toprak ve deniz ağırlıklı.


Mevsiminde sebzeler ve otlar, deniz ürünleri ve koyun ve oğlak en sevdiği ürünler. Türk ve Fransız mutfaklarının tekniklerini başarıyla harmanlıyor. Ona destek olan kendisi gibi genç yardımcıları Berrin Yıldırım ve Ezgi Nur Dalkılıç başta olmak üzere çok yetenekli bir mutfak ekibi var.

Haberin Devamı


Cumartesi akşamı otelin konukları için hazırladığı menüde yer alan konfi pancar, pancar tarhanası ve pomelo üçlüsü, yanık lahana, yer elması miso soslu yer elması kuşdili otu, shio-koji antrikot, sote alabaş ve cibes ve nar ekşisi eşliğinde erikli custard tart olmak üzere her tabak çok lezzetliydi. Sabah kahvaltılarını hazırlayan Emine Hanım'ın böreklerinin tadı da hâlâ damağımda...