Bugün sayfamda farklı kuşaklardan, farklı geleneklerden gelen ama aralarında benzerlik bulduğum üç isme yer vermek istiyorum: Defne Tesal, Defne Cemal ve Naile Akıncı...
Her ne kadar içinde yaşadığımız dönem çocukluğumuzun bayramlarını yaşamaya ve yaşatmaya izin vermese de her birimiz kendi dünyalarımız içinde kaçış buluyoruz gerçeğin, yaşanan dönemin acılarını bir an olsun unutmak, belki daha da önemlisi geleceğe dair umutlarımızı yitirmemek için. Bu bazen bir seyahate bazen de sanata, edebiyata sarılmakla oluyor.
Bugün sayfamda farklı kuşaklardan, farklı geleneklerden gelen ama aralarında benzerlik bulduğum üç isme yer vermek istiyorum.
İlk ikisi çocukluklarından, ilk gençliklerinden bu yana tanıdığım arkadaşlarımın görsel sanatı seçen çocukları, Defne Tesal ve Defne Cemal. Diğeri ise 70'li yaşlarında tanıdığım, resimleri kadar mütevazı kişiliğine, zarafetine hayran olduğum, Naile Akıncı.
Haberin DevamıNAİLE AKINCI'NIN YAPITLARI MÜZEDE
Cumhuriyetin kurulduğu yıl doğan, yaşamının son günlerine dek resim yapmayı bırakmayan 1953 -2013 yılları arası 60 yıl boyunca Piyer Loti tepesine çıkıp manzarayı resimleyen, aynı zamanda bir belgeselci gibi çalışan Naile Akıncı tam bir İstanbul aşığıydı.
Radikal gazetesinde yayınlanan söyleşimizde sanatında en verimli dönemin 1980'den sonra olduğunu; özellikle arkeolog eşi Ferruh Akıncı'yı kaybettiği 1993'ten bu yana kendini tamamen sanata verdiğini anlatmıştı.
Kendini doğa ressamı olarak tanımlayan Akıncı'nın sanat serüveninde Haliç ve çevresi, Küçüksu, Bebek, Büyükdere, Ortaköy, Büyükada, Kadıköy gibi çeşitli semtlerden manzaraların yanı sıra heykel, cam, seramik çalışmaları da önemli bir yer tutar.
Naile Akıncı 2014 yılında 91 yaşında aramızdan ayrıldı ama bundan sonra sanatçının üretimi, oğlu Cengiz Akıncı ve gelini Lale Akıncı'nın bağışladığı 747 yapıtını yılın son aylarından itibaren toplu olarak İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'nde görebileceğiz. Naile Akıncı henüz hayattayken koleksiyonundaki çinileri Kütahya Çini Müzesine, 17. yy. Osmanlı seramiklerini de Çanakkale Seramik Müzesi'ne bağışlamıştı.
Haberin DevamıHafta başında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nin 144'üncü kuruluş yılı kapsamında sanatçının İstanbul resimlerinden oluşan Manzara Seçkisi sergisi açıldı. 3 Mayıs'a dek açık kalacak sergiyi kaçırmayın derim.
NAİLE AKINCI KİMDİR
◊ 1938'de Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümünün giriş sınavını kazanarak kaydını yaptıran Naile Akıncı rahatsızlığı nedeniyle öğrenimine altı yıl kadar ara verdi. 1952'de Yüksek Resim Bölümü "Zeki Kocamemi Atölyesi"nden mezun oldu.
İlk kişisel sergisini 1964 yılında İstanbul'da açan Akıncı, yurt içinde ve dışında 50'ye yakın kişisel sergi gerçekleştirdi. 1988 yılında Kültür Bakanlığı tarafından "50. Sanat Yılı ve Türk Sanatına Katkılarından dolayı Onur Ödülü aldı. 2005'te Sedat Simavi Ödülü'nü kazandı.
NEREYE DÜŞECEĞİNİ BİLMİYORUM
13 yıl geçmiş aradan ama dün gibi. Defne Tesal'ın Galeri Artist'te açtığı "Cam Kenarı" başlıklı ilk kişisel sergisinde nakış ve goblene benzer teknikle gerçekleştirdiği çalışmalarından çok etkilenmiştim. Yaptığı tam anlamıyla iğneyle kuyu kazmaktı.
10 Mart'ta Galerist'te açılan "Nereye Düşeceğini Bilmiyorum" sergisinde de dünya, beden ve ilişkiler, zaman ve mekânla kurulan bağlarla durmaksızın dönüşürken Defne eserlerinin seyircisiyle iletişime geçmesini, izleyicisinin hareketin içinden kendine bakmaya davet ediyor.
Her biri birbirinden etkileyici, renk geçişlerine hayran olduğum tuval resimleri, mukavva üzerine çalışmaları, jüt heykeli ve mekâna özgü ip yerleştirmesi arasında dolaşırken gerçekten de kendi içinizde bir yolculuğa çıkıyorsunuz, nereye düşeceğinizi bilmeden. 18 Nisan'a dek açık olan sergiye yolunuzu düşürün derim.

3