Her Ramazan çocukluğumun iftar ve sahur sofraları, kulağımız top patlamasında hazır sofrada bekleyişimiz, bizi de sahurda uyandırın yalvarışımız, o bitmeyen heyecanımız gözümün önünden birer birer geçer, annemin yaptığı Ramazana özel tadı damağımda, kokusu burnumda yemekler eşliğinde...
O yıllarda Ramazan ayı benim için kış, soğuk ve kar demekti.
Aile büyüklerinin davetiyle iftara gitmek ve dönmek bile birer maceraydı. Dışarıda, yani bir restoranda iftar diye de bir şey de yoktu, belki bir kasabada yaşadığımız için...Ancak her nerede yaşarsak yaşayalım iftar ve sahur ritüelleri yıllar içinde değişime dönüşüme uğradı.
Özellikle büyük kentlerde orucu hurma ve zeytinle açma, ardından çorba içme, sofraya sıcacık gelen pide, güllaç gibi gelenekselliği sürdürülebilir kılan yapı devam etse de modernleşmenin etkisi tek tabaklı paylaşımlı menüler, hafif ve sağlıklı ya da vegan/ vejetaryen yemeklerin sofralarda daha çok yer bulduğu iftarlar artmaya başladı.
En önemlisi de dışarıda, otel restoranlarında, geleneksel ve yöresel lokantalarda iftar yapmak aile ve arkadaşlarla evlerde buluşmanın yerini aldı.
Maddi koşullar nedeniyle 3-4 çeşitli dengeli tabaklar, paket servisi, ofis ve evler için üç çeşitli ekonomik yemekler, belediyelerin semt iftarları, askıda menüler de değişimin parçası. Bu yılın yeniliği ise gelenekleri yaşatmayı hedefleyen dışarıda sahurların yeniden başlaması diyebiliriz.
Neyse ki büyük kentlerde böyle bir dönüşüm yaşanırken, küçük yerleşim yerlerinde, kasabalarda, köylerde gelenekler sürdürülüyor.
Aileler için büyük sofralarda toplanmak, komşuluk ilişkileri hâlâ önemli...
Boğaz'da Anadolu mutfakları
Anadolu mutfaklarının geleneksel tariflerini gün yüzüne çıkaran araştırmacı, yazar ve şef Ömür Akkor bu yıl da Boğaz'ın güzelliğinin hissedildiği otellerden Mandarin Oriental Bosphorus için bereketi ve paylaşımı merkezine alan iftar ve sahur menüsü hazırlamış.
Fermente Kayseri pastırması, manda kaymağı & Bitlis balı, kinişli ve zahterli zeytin, Maraş cevizli bohça, Lebeniye çorbası, Gavurdağı salatası, Humus-u ala, muhammara, vişneli yaprak sarma, tahinli hurma kavurması, kuru sebze dolması, fıstıklı pilav ve kuzu tandır, dana döner gibi yemeklerle süt helvası, Helva-Hakani, Antep fıstık ezmesi ve kadayıfla yapılan Cennet çamuru gibi tatlılarla bizlere tam bir Anadolu mutfakları turu yaşattı.
İftar yemeği sırasında beş ay kadar önce göreve başlayan, uzun yıllar yurt dışında çalışan otelin deneyimli yeni Genel Müdürü Serkan Yalçınkaya ile de tanışma ve sohbet etme fırsatı bulduk. Bu yıl da "Forbes Travel Guide" tarafından 'Beş Yıldız' ile derecelendirilmişler.
Serkan Bey, bu başarının misafir memnuniyetine verdikleri önemin göstergesi olduğunu, bu ödülün sadece otelleri için değil, İstanbul'un lüks konaklamadaki konumunu güçlendirmesi açısından da önemli olduğunu söylüyor. Bu arada küçük bir not düşmek isterim; Ömür Akkor Ramazan ayı boyunca kendi restoranları Havuş ve Natolia'da da iftar ve sahur menüleri sunuluyormuş...
Elekten süzülen yemekler
Haberin DevamıBeş yıl kadar önce ortak bir arkadaşımızın önerisiyle gittiğim Kalbur Et benim için büyük sürpriz olmuştu.
Bugün en sevdiğim kebap ve et restoranları arasında olan Kalbur Et projesinin ardında işine aşık vbir işletmeci olan Metin Akdemir var.
Ardahan'dan çocuk yaşta gelip sektörde çalışmaya başlamasının üstünden neredeyse 35 yıl geçmiş. 13 yıl önce de Ümraniye'de Kalbur Et'i açmış. Etlerinin kalitesi, tüm yemeklerin lezzeti kadar makul fiyatlarıyla da bölgenin müdavimlerini oluşturan cazibe merkezi bir durağa dönüşmüş.

3