Centre Pompidou, Arkas Sanat ve ötesi

Her ne kadar Aldous Huxley'in "Cesur Yeni Dünya" ve George Orwell'in "Bin Dokuz Yüz Seksen Dört" romanlarında yazdığı dönemi aratmayacak bir dünyada yaşasak da ülkelerin sınırlarını, birbirleriyle sorunlarını aşan kültürleri yakınlaştıran sanat olaylarının ruhumuza iyi geldiğine, umutlarımızı tazelediğine inanıyorum.

Bir diğer inancım da on binlerce yıldır farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmış, kültürünü bir şekilde sürdürülebilir kılabilmiş içinde yaşadığımız topraklara, kısacası ülkemize.
Ama sanatın öneminin içselleştirilmesi için müzelerin, galerilerin, etkinliklerin tüm ülkeye yayılması, her şeyin İstanbul'da olup bitmemesi gerekiyor.


Bu yüzden de 2010 yılında sanatçı, akademisyen Hüsamettin Koçan'ın inisiyatifiyle Bayburt'un ailesinin yaşadığı köyünün yanı başında açtığı Baksı Müzesi çok önemli ve değerli bir ilkti. Ardından bu kez ülkenin önde gelen iş insanları ve koleksiyonerlerinin memleketlerinde açtıkları sanat kurumları geldi.
Lucien Arkas'ın 2011'de İzmir'de açtığı bugün sayıları yediye ulaşan Arkas Sanat Merkezleri, Yüksel Erimtan'ın 2015'te Ankara'da açtığı Erimtan, Erol Tabanca'nın 2019'da Eskişehir'de açtığı Odunpazarı Modern müzeleri ülkenin dört bir yanında sanatın ne denli önemli olduğunu gösteren birer öncü oldular.

Haberin Devamı


İZMİR'İN DEĞİL TÜRKİYE'NİN SERGİSİ

1977'de açılan, 1969-74 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı yapan Georges Pompidou'nun adı verilen hem zengin koleksiyonu hem de Renzo Piano, Richard Rogers ve Gianfranco Franchini'nin özgün mimarisiyle göz kamaştıran, dünyanın en önemli modern sanat müzelerinden biri kabul edilen ve benim de Paris'e neredeyse her gidişimde ziyaret ettiğim Centre Pompidou, kapsamlı bir renovasyon için geçen yıl kapılarını kapatmıştı.
Ancak yenileme çalışmaları süresince farklı yerlerde ve ülkelerde sergiler düzenleneceği açıklanmıştı. Bu yerlerden biri de Lucien Arkas Sanat Merkezi oldu. Önümüzdeki beş yıl boyunca Centre Pompidou koleksiyonundan hazırlanan sergilere İzmir'deki merkez ev sahipliği yapacak. Her yıl iki sergi olmak üzere toplam 10 sergi sanatseverlerle buluşacak.


Geçtiğimiz hafta sonu bu serinin ilk sergisi 'Lumina: The Art of Color and Light / Lumina: Renk ve Işık Sanatı'nın açılışındaydım. Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, basın toplantısında "Hep klasikçi olduğumuz söylenir, bu kez bir değişiklik yaparak çağdaş sanatın en iyi seçkilerinden birini getirmeyi başardık, bunu Centre Pompidou Başkanı Laurent Le Bon'a borçluyuz" dese de onun azmi, heyecanı ve sanat tutkusunun bu iş birliğinde payı büyük.
Gerçekten de Centre Pompidou'nun böylesine güçlü bir seçkisinin İzmir'de olması çok değerli bir sanat olayı. Fakat Sayın Arkas'ın vurguladığı gibi "Sanat bir şehrin tapusu olamaz, sanat herkesin. Bu sergi de İzmir'in değil Türkiye'nin sergisi".
Yine de bu kente gönülden bağlı biri olarak Laurent Le Bon'un Lumina sergisinin İzmir'de olmasının çok önemli olduğunu söylemesinin, 'İzmir ışıktır, İzmir renktir' diye tanımlamasının çok hoşuma gittiğini belirtmek zorundayım...