BİR KEZ GİDEN BİR DAHA UNUTMAZ

Ülkemizin hangi köşesine gitsem her birinden büyük bir mutlulukla ve bambaşka anılarla dönüyorum. Diyarbakır'a yıllar önce gitmiş, kentin mimarisi, çok kültürlü geçmişinin izleri, özellikle de sivil toplum bilincini içselleştirmiş insanları hiç aklımdan çıkmamış ama nedense bir daha yolum düşmemişti.

Her şeyin bir zamanı varmış, geçen hafta sonu Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye Kültür Yolu Festivali çatısı altında TGA'nın kurguladığı Lezzet Noktası projesi kapsamında bu kente ikinci kez gittim.
Ama üçüncü ziyaret için artık bu kadar beklemeyeceğimi biliyorum.


Diyarbakır'ın ev sahipliğini ailesinin kökleri bu kente dayanan sevgili Gamze Cizreli ve burada doğup büyüyen şef Mahir Nazlıcan üstlenmişti. Festivalin Diyarbakır Arkeoloji Müzesi'nde yapılan açılış törenin ardından Gastro İnovasyon Merkezi'ne geçerek 'Bir Sofrada Diyarbakır' konseptli yemeğe katıldık.
Ardından da yola koyulduk.


Diyarbakır seçkisinde 48 restoran yer alıyor. Her birini keşfetmek mümkün değil tabii ama tarihi hanlarda kahvaltıdan ciğercilere, lahmacunculara, kebap ve ocakbaşı restoranlarından esnaf lokantalarına, tatlıcılardan fırınlara uzanan tam bir lezzet turu yaptık.

Haberin Devamı


Yemek kültürü araştırmacısı, Diyarbakır tarihini yemekler aracılığıyla anlatan "Amida'nın Sofrası" kitabının yazarı Silva Özyerli, Diyarbakırlı şef Burcu Önal, Anadolu coğrafyasının gastronomi haritasını çıkartan araştırmacı şef Ömür Akkor, Çiğdem Seferoğlu, Erşan Yılmaz, Gökhan Ali Çamkerten, Emre Murat şeflerimiz ve yazar arkadaşlarım Ebru Erke, Emine Tunadan'la birlikte bu kez çok boyutlu ve aydınlatıcı bir deneyim yaşadık...
KÜLTÜREL ÇEŞİTLİLİĞİN BEŞİĞİ
10 bin yıllık tarihi, farklı kültürlerin, etnik grupların ve dinlerin bir arada yaşadığı, Mezopotamya ve Anadolu'nun kesişme noktasında yer alan Diyarbakır tarihi boyunca kesintisiz 26 uygarlığa ev sahipliği yapmış.
Antik dönemden Pers ve Helenistik döneme, 'Amida 'olarak anıldığı Roma ve Bizans'tan İslam ve Türk-İslam dönemlerine onun bugünkü zenginliğinin, kültürel çeşitliliğinin ardında -farklı zaman dilimlerinde, farklı sayılarda olsa da- Kürtler, Türkler, Süryaniler, Ermeniler, Keldaniler, Araplar, Yezidiler ve Yahudilerin bir arada yaşayarak kent kimliğini oluşturması yatıyor.
Bu kültürel çeşitlilik arada akamete uğrasa da gündelik yaşamdan dile, mimarisinden müziğine, mutfağından geleneklerine varlığını hâlâ sürdürüyor.

Haberin Devamı


DİYARBAKIR MUTFAĞI DENİNCE...
Et, baharat, hamur işleri, sebze ve meyvenin bir arada kullanıldığı bölge mutfağının kayda geçmiş, önde gelen yemekleri ve ürünleri arasında nardan aşı, kış kabağı meftunesi, Diyarbakır şehriyesi, hırçikli meftunesi, dalak dolması, duvaklı pilav, hedik, pencegost pilavı, Patlıcanlı kazan kebabı, perdeli ciğer kebabı, şırdanlı bastırma, kibe mumbar, cimili tatlısı, burma kadayıf, Boğazkere üzümü, Karacadağ pirinci, Sürme karpuzu, çermik biberi, paşa lavaşı, hillorik aşı, lepik köftesi, kağırdaklı ekmek, ayva dizmesi, çakıl ekmeği, çöreği gibi çeşitleri sayabiliriz.


AKLINIZDA BULUNSUN
Kaburgacı Selim Amca, Merkez Lahmacun, Asrın Helvacısı, Levent Kadayıf, Çömlekçi Mehmet Barut, Saklıkonak, Anzele Paçacı, Hacı Halit Yöresel Tencere Yemekleri, Hindici Ömer Usta, Siverekli Şehmuz Usta, Hevsel Yöresel Kadın Kooperatifi önerilerim arasında.
Kervansaray ise günümüze uyarlanmış yöresel müzik ve eğlencenin bir arada olduğu keyifli bir akşam için tercih edilebilir.