Balkabağı mucizesi

İstanbul keşfetmekle bitmez. Bazen hiç ummadığınız bir lokasyonda tam da aradığınız gibi beklentilerinize cevap verecek bir lezzet noktası karşınıza çıkabiliyor.

Uzun süredir görüşmediğim arkadaşım Şah Yaycı, Nişantaşı Lotus kompleksinin içindeki Zucca'da buluşalım dediğinde nasıl bir yerle karşılaşacağımı bilmiyordum. Daha doğrusu AVM'nin yiyecek katında bir yer diye düşünmüştüm. Yanılmışım yerine ancak sora sora bulabildim.

Ve daha kapısından girer girmez göze çarpan balkabağının başrolde olduğu sıcak dekorasyonu, güler yüzlü ekibiyle kalabalıklar içinde sakin kaçış noktası duygusuyla oturdum bir köşeye.

Her zamanki gibi randevuya erken gitme alışkanlığımla beklerken kurucu ortaklar Zafer Çil ve Mehmet Ar'la sohbet etme fırsatı da buldum.

Zucca'nın hikâyesi, uzun yıllar farklı sektörlerde çalışan, farklı dönemlerde yurtdışında yaşayan, İtalyan mutfağı aşığı iki arkadaşın bir süre eğitimini aldıktan sonra 2015 yılında taze makarna üretimi, satışı ile başlamış.

Haberin Devamı

Ürünleri çok beğenilince yine aynı yılın sonuna doğru Kurtuluş'ta 12 masalı küçük bir yer açmışlar.

Taze makarna çeşitlerine Roma Pizzası eklenmiş. 2023'ten bu yana da Lotus'un Süleyman Nazif Sokağı girişinde, 1900'lerin başında Katolik Ermeni Kilisesi tarafından lojman olarak inşa ettirilen, 2020'de tekrar renovasyonu yapılan Tarihi Sıra Evlerde yan yana iki binada konuklarını ağırlıyorlarmış.

VE YEMEKLER

İtalyanca balkabağı anlamına gelen Zucca'nın menüsünde tabii balkabağı başrolde.

Deneyimlediğim balkabaklı ravyolileri beklentilerimin çok üstünde lezzetli. Balkabaklı pizzaları, 2017'de yapılan Pizza yarışmasında altın madalyayla ödüllendirilmiş.

Pizza çeşitlerinin yanı sıra salatalar, sebze tabakları da taze ve kaliteli malzemeleriyle öne çıkıyor.

Zafer Bey, "İtalyan mutfağının alameti farikası samimiyettir, aşkla sevgiyle dolu mutfakların kalabalık masalara yansımasıdır. Bizim de mottomuz basit olan aslında en zor olandır" diyor.

Haberin Devamı

Sızma zeytinyağı, tam buğday unu gibi ülke içinden yapılabilecek tedarikleri yerli üreticilerden alıyor, klasik İtalyan tadını yakalamak adına peynir ve şarküteri gibi ürünleri de ithal ürünlerden seçerek kullanıyorlarmış.

Hayalleri bir klasiğe dönüşmenin, müdavimlerini yaratmanın olmazsa olmazının içten ağırlama kadar kalite-fiyat dengesi olduğunun da çok farkındalar.

Büyümek şubeleşmek gibi bir dertleri yok ama Anadolu yakasından gelen misafirlerin ısrarıyla ikinci bir yer açmak gelecek planları arasında.

Daha nice yıllara diyelim...

ÇOK KATMANLI BİR MUTFAK

Mardin Bienali sırasında kentin çok kültürlü çok dilli yapısı gibi mutfak geleneğinin, Mezopotamya, Arap, Kürt, Türk ve Süryani mutfaklarının asırlar boyu oluşmuş çok katmanlı yapısının korunduğunu yaşatıldığını bir kez daha gözlemledim.

Haberin Devamı