Z kuşağının AKP polisi ve yargısıyla sınavı

AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana parti devleti ilmik ilmik inşa edildi. Devletin valisi, devletin polisi, Türkiye Cumhuriyeti yargısı mazide kaldı. Artık vali de polis de yargı da AKP'nin.

Kadrolaşma bizim 78 kuşağının da en büyük yakınmasıydı. Milliyetçi Cephe dönemlerinde özellikle polisteki kadrolaşmayı, hele de "Fruko" dediğimiz toplum polisinin tavrından anlardık.

Milliyetçi Cephe iktidara geldiğinde toplum polisi de ülkücü polislerin örgütü olan Pol-Bir'e bağlı polislerden seçilirdi. İktidar desteğini arkasına alan "Fruko"lar, ellerinde coplarla eylem yapan gençlere kafa göz dalardı. Ama yine de bugünkü polis şiddeti göz önüne alındığında sanki daha mı insaflıydılar ne

İnsaflı tanımı sadece toplum polisi için geçerli. Yoksa DAL Grubu ya da Gayrettepe'deki terörle mücadelenin eline düştüğünde vay haline.

Toplum polislerinin olayları bastırmada cop dışında en çok kullandıkları göstericilerin üzerine boyalı su sıkmaktı. Boyalı suya maruz kalan eylemci damgalı eşek gibi olay yerinden kaçsa bile hemen yakalanırdı. O yıllarda ne biber gazı var ne plastik mermi.

Araç gereçleri de yetersizdi. 78'de toplu bildiriden iki arkadaşımla birlikte yakalandığımızda karakolda geçirdiğimiz gecenin ardından bir karakol polisine zimmetlenip önce Gayrettepe'ye ertesi gün de Selimiye Sıkıyönetim Komutanlığı'na gönderilirken minibüs ve vapur kullanmıştık. Gayrettepe'ye iki ayrı minibüsle giderken polis yol parasını bizden istemiş, biz de "Paramız yok" deyince sinirlenmişti. Polis, "Ooo, işimiz var desene. Yol parasını ben mi ödeyeceğim şimdi Daha evin kışlık odununu almadım" demişti. Ertesi gün Selimiye Kışlası'na giderken de aynı muhabbet. "Yahu ben daha kışlık odun almamışım bir de sizin gibi haylazların yol parasını veriyorum."

Bir yerden sonra dayanamayıp "Madem şikâyet ediyorsun sal gidelim o zaman" dediğimizde de "Nereye salıyorum sizi Hesabını ben vereceğim. Devlet bana sizin yol parasını da ödemiyor ki" cevabını veriyordu. Selimiye'ye giderken vapura bindiğimizde çay ve tost bile ısmarlattık garibana. Yine "Ne tostu, ne çayı Ben daha kışlık odun almamışım bir de size tost mu ısmarlayacağım" dese de dayanamayıp tost ve çayı ısmarlamıştı. O günden sonra arkadaşlarla ne zaman birbirimize bir şey ısmarlama söz konusu olduğunda "Ben daha kışlık odun almamışım" diye mavrasını yapardık.