Norşin'den IŞİD'e giden yol

Suriye'de sırf Esad'ı devirmek hevesiyle sınırlarımızda açık kapı politikası izlediğimizde terör örgütünün bumerang gibi dönüp bizi vuracağı hesap edilmedi. Bunu anladık da IŞİD'e Türkiye'den bu kadar yoğun katılımın olacağı da belli ki hesapta yoktu.

IŞİD'in Türkiye topraklarında gerçekleştirdiği bu kaçıncı katliam artık sayısını unuttuk. Alınmayan önlemleri, takip altındaki kişilerin her defasında eylem yaptıktan sonra gözaltına alınmaları gibi garabetleri tartışmaktan bıktık.

Bu yazıda asıl üzerinde durmak istediğimiz Türklerin IŞİD'e bu kadar yoğun katılımının ardındaki sosyolojik gerçekler.

Türklerin bu kadar yoğun katılımının olduğu uluslararası başka bir terör örgütü yoktur herhalde. El Kaide ve türevlerinde Türk militan bilmiyoruz. Ancak IŞİD içinde çok sayıda Türk var. Hem de yönetici pozisyonunda. Üstelik IŞİD militanı Türklerin büyük çoğunluğunu belli bir bölgeden gidenler oluşturuyor. Adıyaman, Gaziantep, Adana, Bitlis, Bingöl, Van, Muş, Batman, Siirt doğumlu Türkler ilk sırada yer alıyor.

Nitekim Yalova saldırısını gerçekleştirenler de Bitlis'in Güroymak; eski adıyla Norşin ilçesine kayıtlı militanlar çıktı. Norşin, NakşibendiHalidi kolunun en önemli dergâhının olduğu yer olarak bilinir. Günümüzdeki adıyla Güroymak (Norşin) ilçesi, Şeyh Abdurrahman-ı Taği tarafından 1875 yılında kurulan Norşin dergâhına bağlı medreselerde görev yapan şeyh ve seydalar ile Halidiliğin en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Bu medreselerden icazet alan halifeler Güneydoğu illerine dağılarak yeni dergâh ve medreseler kurarak Halidiliği tüm bölgeye yaymışlardır. Norşin dergâhını kuran Abdurrahman Taği'nin icazet verdiği halifelerin dağıldığı bölgelerde kurdukları yeni dergâhların yerlerine bir bakalım:

Ohin dergâhı (Bitlis/Mutki), Kırtıloğlu tekkesi (Erzincan), okreş dergâhı (Erzurum-Karaçoban), Taşkesenli dergâhı (Erzurum), Zokayd dergâhı (Siirt-Kurtalan) ve Cezni dergâhı (Batman-Kozluk), Menzil dergâhı (Bitlis-Adıyaman-Kahta) ve Tillo dergâhı (Siirt-Tillo).

Tekke ve zaviyelerin kapatıldığı dönemde faaliyetleri yeraltına inen bu dergâh ve medreseler, DP iktidarıyla yeniden faaliyete geçmiştir. Bölgede seyda ya da mele denen din adamlarının etkinliği, aşiret ağalarından bile öndedir.

Halidiliğin bölgede bu kadar yayılmasında ve seydaların hâlâ etkinliğini korumasında Kürtçe eğitim vermeleri önemli bir faktördür. Günümüzde vakıf, dernek ve Kuran kursu adı verilen kurumlar aracılığıyla faaliyetlerini sürdüren bu Norşin dergâhının Bitlis'ten sonra en güçlü olduğu yer Adıyaman'daki Menzil dergâhıdır.