Bir musibet...

Bin nasihatten evladır. Suriye'de mezhepçi bir motivasyonla hareket eden Türkiye, İsrail ve ABD'nin İran'a saldırısında yoğurdu üfleyerek yiyor. Şu ana kadar son derece itidalli ve akılcı bir dış politika izleniyor. Topraklarımıza atılan üç füzeye rağmen.

Ekranlarda arzı endam eyleyen kimi akıldanelere kalsa derhal İran'a haddini bildirmek için harekete geçmeliyiz. Bu muhterem zevat, keşke ekiç Güç döneminde Türkiye'ye yapılanlar karşısında da aynı cengaverliği gösterselerdi.

II. Dünya Savaşı'nda Türkiye'yi savaşa dahil etmek için yapılanlar karşısında tahrike kapılsaydık şu anda Türkiye diye bir ülke kalır mıydı şüpheli.

Bir bakalım hele o dönemde Türkiye'yi savaşa katmak için ne tür tahriklere girişilmiş.

11 Mart 1941

İstanbul Pera Palas Oteli'nde, Birleşik Krallık'ın Sofya Büyükelçisi Sir George Rendel'e yönelik bombalı suikast girişimi düzenlendi. Tesadüf eseri büyük elçi yara almadan kurtuldu.

24 Şubat 1942

Sabah saatlerinde Ankara'da Atatürk Bulvarı'nda Alman Büyükelçisi Von Papen ve eşi yürürken on metre gerilisinde patlayan bomba ile bir adam parçalandı.

26 Şubat 1942

İstanbul'dan Bulgaristan'a doğru yola çıkan 200 tonluk "ankaya" gemisi Türk karasularında bir denizaltı tarafından batırıldı.

17 Mart 1942

Üç yabancı uçak Muğla'nın Milas ilçesine 15 bomba attıktan sonra makineli tüfeklerle ilçeyi ateşe tuttu. İki vatandaşımız yaşamını yitirdi. İngilizler günler sonra dalga geçer gibi "Milas'ı yanlışlıkla bombaladık" diye açıklama yaptı.

19 Mayıs 1942

Karadeniz'de "Mahbubu Cihan" adlı 60 tonluk gemi meçhul bir denizaltının saldırısına uğrayarak battı.

27 Şubat 1944

İngilizler Türkiye için harp malzemesi taşıyan Trabzon gemisine İskenderiye Limanı'nda el koydu. Geminin yükünü boşaltan İngilizler daha sonra gemiyi Türkiye'ye yolladılar.

26 Mart 1944

İskenderun'da 300 ton çimento yüklü bir şilebimiz denizaltı saldırısına uğrayarak batırıldı.