Açıldım açıldım açılamadım

Rahmetli Kamil Sönmez, "Sen bu yaylaları yaylayamazsun" türküsünün ikinci kuplesini kendine özgü Karadeniz ağzıyla şöyle okurdu:

"Açildum, açildum açilamadum/ Terazi ufak idi tartilamadum."

AKP'nin iktidara geldiği günden beri belli periyotlarla gündeme getirdiği "açılım"ların bir süre sonra kapatıldığını ve sonra yeniden açıldığını görünce dilimize dolandı bu sevimli Trabzon türküsü.

İlki açılım furyasına 2009'da başlayan AKP iktidarı, birbiri ardına önce Kürt açılımı, ardından Alevi açılımı ve sonrasında da Roman açılımı adı altında bir dizi çalıştaylar yaptı. Müzakereler, sunumlar, akil adam heyetleri, raporlar gırla gitti. Sonuç; açıldık açıldık açılamadık.

Önce Kürt açılımında masa devrildi. Açılımın yerini kapalı rejimlere özgü katı bir otoriterlik aldı. Kayyum atamaları, müzakereleri yürüten siyasilere hapis cezaları ile Öcalan'a tecrit uygulaması ile kapı öyle bir kapandı ki bir daha açılacağına dair en ufak bir umut kalmadı. Ta ki Bahçeli, bir sabah uyanıp "Öcalan gelip Meclis'te konuşsun" deyinceye kadar. Aradan tam tamına 16 yıl geçti.

Bahçeli'nin bu şok edici adımı ile yeni bir evreye girdik. Birdenbire Osmanlı millet sistemi, cumhurbaşkanı yardımcılarından birinin Kürt birinin Alevi olması gibi absürt öneriler gündeme geldi. Ve tabii Alevi açılımı için start verildi.

GÖRÜNÜRDE NE KADAR DA MASUM DEĞİL Mİ

Oysa 2009 yılında iktidar bir Alevi açılımı yapmıştı. Bizim de çağrılı olduğumuz bu çalıştayda "Bakın davet ediyoruz ama gelip taleplerini iletmiyorlar" denmesin diye inanmadığımız halde gidip sorunun kaynağını ve çözüm yollarını ilettik. Bu çalıştaylarda pek çok kişi ve kurum Alevi toplumunun rahatsızlıklarını, devletten taleplerini dile getirdi. Alevi sorununun çözümü Kürt meselesi kadar zor ve çetrefilli de değildi üstelik. Cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması, zorunlu din derslerinin seçmeli hale getirilmesi, Madımak'ın müze olması, Hacıbektaş Dergâhı'nın müze olmaktan çıkarılması ve en önemlisi kamuda Alevilere yönelik ayrımcılığa son verilmesi.

OSMANLI MİLLET SİSTEMİNE DOĞRU

Bu konularda ne gibi adımlar atıldığına bir bakalım. Zorunlu din derslerini kaldırmak yerine din ve ahlak bilgisi kitaplarına Alevilikle ilgili bölümler eklendi. Bu bölümlerin yazımı da şimdilerde kaçak olan FETÖ'cü bir akademisyene verildi. Sivas katliamının yaşandığı otel kebapçı olmaktan kurtarıldı o kadar. Ha, bir de Kültür Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Başına da yine bir FETÖ'cü getirildi. Devşirme dedeler ve akademisyenler hacca, Kerbela'ya, Necef'e götürüldü.