Evdeki kütüphaneyi düzenlerken elimize güncel olan bir konu üzerine yazılmış bir kitap geldi. Kitabın adı "ABD'de İsrail Lobisi"; yazarı Paul Findley.
ABD Kongresi'nde 20 yıl senatörlük yapan Findley, Filistin'e destek veren açıklamalarından dolayı İsrail lobisinin hedefi haline gelmiş bir politikacı. 1983 seçimlerini kaybedince İsrail lobisinin bir yetkilisi olayı "Sonunda Findley'i def ettik. Rakibi Durbin'in harcadığı 750 bin doların 685 binini biz Yahudilerden topladık" sözleriyle değerlendirmiştir.
Findley, İsrail lobisinin ABD başkanları, kongre üyeleri, Pentagon, savunma ve dışişleri bakanlığı, CIA ve medya üzerindeki etkisinin arka planını araştırmaya koyulur. Pek çok eski bakan, BM temsilcisi, büyükelçi, Pentagon görevlisi, asker ve CIA yöneticisiyle görüşür. Kimisi açık ismiyle kimisi de isminin gizli tutulması kaydıyla yaşadıklarını anlatır. İsrail lobisinin tepkisinden çekinen yayınevleri kitabını basmaya çekinir. Nihayet bir yayınevi kitabı basmayı kabul eder. Kitap, Türkçeye 1994 yılında çevrilmiş. İlginç anekdotlar var. Kayda değer olanları anlatmaya çalışalım.
Washington'da Ortadoğu politikasıyla ilgilenen herkesin karşısına dikilen bir kuruluş var. Kısa adı AIPAC olan (Amerikanİsrail Halkla İlişkiler Komitesi) bu dev kuruluş başkentteki lobicilik faaliyetinin tartışılmaz efendisidir.
İSRAİL'İN IKARI İİN HER YOL MÜBAHAIPAC, İsrail lobisinin kamuoyu oluşturma açısından en önemli parçasıdır. Bu kuruluşun başkentteki Ortadoğu politikalarını oluşturan hükümet birimlerinin üzerinde inanılmaz bir etkisi vardır. Senato ya da temsilciler meclisi üyeleri AIPAC gibi bir politik gücü karşılarına almalarının gelecek seçimlerde onlar için umudun yarı yarıya bitmesi anlamına geleceğini bilirler.
Eski senatörlerden Paul N. McClosky, "Kongre, AIPAC'ın estirdiği terör kasırgası altındadır" diyerek işlevini özetler.
İsrail lobisi sadece AIPAC'ten ibaret değil elbette. Yahudi işadamları, bu lobi tarafından desteklenip seçilmiş senatörler, akademisyenler, New York Times ve Washington Post başta olmak üzere basın yayın organlarından devşirilmiş gazeteciler, başkanların çalışma ekibine daha seçim öncesinde yerleştirilmiş danışmanlar, bakan ve güvenlik bürokrasisinde kilit noktalara yerleştirilmiş adamlarının öncelikli görevi, İsrail çıkarlarını korumaktır. Hatta ABD çıkarlarına aykırı olsa bile.
Kullanılan yöntemler para, mevki, şantaj, özel yaşamla tehdit ve en önemlisi "anti semitist" suçlamasıdır.
Bu lobinin Eisenhower hariç avucuna almadığı başkan hemen hemen yok gibidir. Kennedy bile adaylığı döneminde çevresine "Eğer başkan seçilirsem ABD hazinesi hariç başka kaynaklardan gelen paraların, başkanlık seçimlerinde kullanılmasını önleyecek bir yasa için çaba harcayacağım" demesine rağmen İsrail'e ABD silahlarının satışını onaylayan ilk başkan olmak zorunda kalmıştır.

3