Kadı İyaz, 1083 yılı sonlarında Sebte'de doğdu. Eğitimini muhtelif hocalardan ders almak suretiyle tamamladı.
Yolculuk ve eğitimin akabinde Sebte'ye geri döndü ve on altı yıl gibi uzun bir süre Sebte'de kadılık yaptı. Sebte'nin dışında Gırnata Kadılığı da yaptı. Ancak, tarafsız tutumu ve idarecilerin hoşuna gitmeyen tavrından dolayı görevine son verildi.
Kadı İyaz zamanın hadis imamı olarak bilindi. Arap dili ve edebiyatı alanında otorite olarak kabul edildi. Ayrıca fıkıh konusunda da önemli bir konuma sahipti. ok sayıda eser kaleme aldı. Künyesi Ebülfazl İyaz bin Musa bin İyaz el-Yahsubî şeklindedir.
Şairlik özelliği de olup Kur'ân-ı Kerîm surelerinin ve Peygamber Efendimizin (asm) methini konu alan kasideler yazdı. Birçok şiiri olmasına rağmen, bir araya toplamadığından sadece bir kısmı sonraki döneme ulaştı. Buna rağmen 5000 kadar beyti kendisinden sonra bir araya getirildi.
Bir rivayete göre, Sultan II. Abdülhamid bir defasında ağır bir hastalığa yakalanır. Doktorlar hastalığına çare bulamayınca ulemadan bir grup padişaha gelir: "Şifa-i Şerif hatmi yapalım, biiznihî Teâlâ hiçbir şeyiniz kalmaz" derler. Sultan II. Abdülhamid'in başucunda Şifa-i Şerif günlerce okunur. Kitap bittiğinde padişah iyileşir. Bunun üzerine Sultan Abdülhamid, "Meğer bu Şifa kitabı her şeye şifaymış" der. Sultanın bu sözü Osmanlı uleması arasında "darbı mesel" olur.
Yine bir rivayete göre, Fas'ta Sultan Ebû İnân bir rüyada görülür. Rüyasında güzel elbiseler içerisinde ve iyi bir durumda olduğunu ve Allah'ın kendisine mağfirette bulunduğunu ve Cennete soktuğunu görür. Bu mükâfatı ne ile elde ettiği sorulduğunda Fas mescidlerinde Kadı İyaz'ın Şifâ'sının okunmasını irade buyurduğu için Allah'ın kendisine lütufta bulunduğu cevabını verir.
Kadı İyaz Şifa-i Şerif'i yazdıktan sonra rüyasında Efendimizi (asm) görür. Peygamberimiz (asma) ona, "Beni böyle güzel anlatan, beni böyle güzel öven hiçbir kitap yazılmadı. Bu kitabın hürmetine Allah'ın Cenneti sana hak oldu" buyurmuş. Kadı İyaz Hazretleri de bu kitabı okuyanlar için şöyle bir duada bulunmuş: "Bu kitabı okuyan ve istifade eden herkese Cennet hak olsun."
Yine bir rivayete göre anakkale Savaşı'nda Şifa-i Şerif okuyanlar varmış. Hatta anakkale Savaşı'nın kazanılmasında bir pay da Şifa-i Şerif okunmasına veriliyormuş. Yine ölümcül hastaların bu eseri okuyarak ve okutarak şifa buldukları söylentisi halk arasında yaygındır.

21