Servet Armağan'a ortaokul yıllarında bir arkadaşı, Eşref Edip'in Bediüzzaman'ın küçük "Tarihçe-i Hayat" adlı kitabını verdi.
Kitabı okuduktan sonra Risale-i Nurları merak etti. Bediüzzaman'ın talebesi Abdullah Yeğin'i yıkık, bakımsız ve kimsenin oturmadığı Rıdvaniye Camisinin hücresindeki yerinde ziyaretine gitti. Kısa bir tanışmadan sonra Servet Armağan, "Ne yapıyorsunuz ne ediyorsunuz" diye sorular sordu. Abdullah Yeğin kısa bir açıklamadan sonra Servet Armağan'a daktiloyla yazılmış Risale-i Nur'dan birkaç parça yazı verdi, "Bunları oku geri getir" dedi. Yazıları okuduktan sonra geri getirdi. Böylece Risale-i Nurlar'la ilk defa ciddî tanışmış oldu.
Abdullah Yeğin Rıdvaniye Cami hücresinde sabahtan akşama kadar risaleleri anlatacak birilerini beklerdi. Bazı günler bir kişi dahi gelmezdi.
Abdullah Yeğin Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi son sınıf öğrencisi iken okulu bırakıp Risale-i Nur'un zahmetli hizmetine talip olunca Bediuzzaman, "Urfa'ya git" demiş, o da gitmişti.
Servet Armağan liseden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandı. Mezun oluncaya kadar Kirazlı Mescit sokağı 46 numaralı Risale-i Nur dershanesine devam etti. Bediüzzaman'ın İstanbul'a son gelişinde ziyaretine gitti. Yüz yüze geldiğinde izdiham yüzünden elini öpemedi. Bu ziyaret için "Üstadı uzaktan görebildim" dedi.
İstanbul yıllarında Bediüzzaman'ın talebeleriyle tanıştı ve derslerine katıldı. Dershanede kaldığında baskına uğradı ama cezaevine girmedi. Bekir Berk'in yazıhanesine giderek ona yardımcı oldu. Daha sonra aynı fakültede "anayasa hukuku kürsüsü" asistanı olarak kabul edilince Prof. Dr. Ali Fuat Başgil'in talebesi oldu. Bediüzzaman'ın talebelerinden Mustafa Sungur ve birkaç Nur talebesiyle Ali Fuat Hocanın ziyaretine giderek Risale- Nurlar hakkında sohbette bulundu. Sohbette Ali Fuat Başgil, "Risale-i Nurlar İbni Rüşd'ün tarz ve ifadesine benziyor" dedi.
Servet Armağan Risale-i Nur camiası içinden yetişen ilk akademisyen olarak bilindi. 1970'li yılların başlarında Ankara'da akademik çalışmalarına devam ederken Bediüzzaman'ın talebesi Bayram Yüksel, "Servet Armağan gibi olmak lazım" diye onu talebelere örnek gösterdi.
Servet Armağan 1990-1992 yılları arasında Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı olarak göreve başladı. Ardından 1992'de Şanlıurfa Harran Üniversitesi'nin kurucu rektörü olarak göreve getirildi.

11