Yenilen yüceler, yiyen cüceler

2012'de emekliye sevk edilen reform generalleri, kumpas davalarla tasfiye edilirken, onların yerine geçenler halkına ateş açacak kişiler miydi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, 2012 Yüksek Askeri Şurası'nda Balyoz davasında yargılanan askeri reformcuların "kadrosuzluk" gerekçesiyle emekliye sevk edilmesini; bu kararı, Atatürkçü deniz subaylarının seçici bir şekilde tasfiye edilmesi olarak değerlendirmektedir. İddiasını iki belgesel kitaptan hareketle FETÖ'nün bu süreçteki rolü ve sonrasında yerlerine getirilen İslamcı kadrolar üzerinden temellendirmektedir. Ancak emekliye sevk kararlarının hukuki gerekçeleri ve o dönemdeki askeri yapının karmaşık dinamikleri gerçekten seçici bir tasfiye mı, yoksa başka faktörlerin sonucu mu?

2012 Yüksek Askeri Şurası, kararların altına imza atanların tarih önünde üstlendiği vebal ile özel bir yere sahiptir. Kendi subaylarına yönelik saldırılara "Hukuka saygılı olalım" diye sessiz kalan komuta kadrosu; devam eden hukuki sürecin sonunu beklemeden bu Askeri Şura'da Balyoz davasında yargılanan komutanları "kadrosuzluk"tan emekliye sevk etti.

Geleceğin vizyon sahibi askeri kadrosu, kumpas davalar üzerinden böylece tasfiye edilirken kısa bir süre sonra kendi halkına, askerine ateş açacak kişiler ise rüyalarında göremeyecekleri bir dikensiz gül bahçesine kavuşuyor ve yükselişlerini engelsiz sürdürüyorlardı.

Emekli edilen komutanlar arasında "Donanma'nın Kutup Yıldızı" diye anılan Tuğamiral Cem Aziz akmak da vardı, Türk denizciliğinin "filozof" strateji uzmanı Tümamiral Cem Gürdeniz de.

Deniz Kuvvetleri'nin "Kuantum Sıçraması" sırasında kritik görevlerde bulunan Tümamiral Fikret Güneş de vardı, 1 Mart tezkeresi sonrası Amerikan tuğgeneralin "Amerika bu yaptığınızı unutmaz" diye parmak salladığı Amiral Fatih Ilgar da. Keza aynı dönemde ABD'deki bir görev sırasında yaşananları, yetkili mercilere "Türklere karşı çok öfkeliler, kesinlikle bir girişimleri olacaktır, hazırlıklı olunmalı" yönünde rapor eden Tuğamiral Hakan Eraydın da emekli edilen yıldız denizciler arasındaydı.*

DENİZ ÜSTÜ KÖPÜRÜR, AMERİKA HÖYKÜRÜR

Genç meslektaşım ağdaş Bayraktar'ın Deniz Üstü Köpürür başlığını taşıyan müthiş belgeseli, dünyaya örnek gösterilen dahi ve kahraman bir Türk amiralin, Cem Aziz akmak'ın hazin yaşamından yola çıkarak emperyalist ABD'nin uşağı FETÖ'nün kumpas davalarla Türk ordusu ve donanmasını nasıl çökerttiğinin güncesi.

Hepimizin bildiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti'nin yıkımı ordudan Atatürkçü subayların tasfiyesiyle başladı.

Hırstan köpürerek okuduğum, zaman zaman gözlerimi yaşartan Deniz Üstü Köpürür*; "memleket sevdalısı" Tuğamiral Cem Aziz akmak'ın hapiste çürürken yakalandığı kanserden ölümüyle bitiyor.

KARTAL'DAKİ HARİKA İŞLER ŞATOSU

Deneyimli meslektaşlarım Serdar Akinan ve Hayri Demir'in Kartal İmam Hatipliler** belgeseli ise adeta ağdaş'ın bıraktığı yerden başlıyor; Türkiye'de güçler ayrılığının tasfiyesini, devletin en kritik noktalarına yerleştirilenler tarafından yemliğe çevrilip hısım akraba çetelerince soyulmasını anlatıyor.

Harika İşler Şatosu altbaşlığıyla yayımlanan Kartal İmam Hatipliler'i okurken de hırstan köpürmemek, olası değil. Amerikan uşağı FETÖ'den boşalan yerlere doldurulan siyasal İslamcıların kurumları nasıl çürüttüğünü zaten biliyorduk. Ama salt Kartal İmam Hatipli bazı mezunların döşediği hortum teşkilatı, bırakın Türkiye'de, dünyada görülmedi!

THY'de "damacana müdürlüğü" olduğunu bilir miydiniz

ARPALIK MÜDÜRLERİ

Serdar Akinan ve Hayri Demir yazıyor:

THY'nin nasıl bir arpalık haline geldiğini sadece müdürlüklere bakarak görebiliyoruz.

THY'nin uçtuğu 244 nokta var. Ve her biri bir müdürlük...