Ve Tanrı aşkı yarattı

Gazeteci, o sabah dörder dörder çıktı çalıştığı derginin eski ama soylu mermer merdivenlerini. Yazı işlerine fırtına gibi girdi ve önüne geleni kucaklamaya başladı, bir yandan da tembih ediyordu: "Yarın hepinizi smokinli görmek istiyorum!"

O yıllarda Pierre Charon ve François Premier sokaklarının kesiştiği köşede, görkemli bir Paris apartmanının tek katına sığan Paris Match dergisinin çalışanları, genç adamın yıllardır sabırla beklediği düğünden söz ettiğini biliyorlardı.

"Smokin mi Dalga geçiyorsun herhalde" dediler. Genç adam, dergide iki yıldır çalışıyordu. Ama en suratsız, en mendebur meslek erbabı bile onun Slav karizmasına dayanamamış, bağlanmışlardı, bu uzun ince adama.

"Dalga geçmiyorum" diye başını salladı damat adayı. "Burjuva düğünü olacak, kayınvalide ile kayınpederi hoşnut etmek gerekiyor!"

Değerdi.

ünkü gelin adayı, birkaç yıl sonra dünyanın en güzel kadınlarından biri ilan edilecekti. Paris Match muhabirleri, iyi tanıyorlardı henüz 18 yaşındaki taze gelini.

BRİBRİ VE VAVA

Her akşam derginin girişine oturur, kusursuz bacaklarını, kuğu gibi boynunu, dolgun dudaklarını bir daha, bir daha seyredebilmek için önünden defalarca geçen genç muhabirlere bakmaya tenezzül bile etmeden nişanlısını beklerdi. Nişanlısı ona "Bri Bri" diye seslenir, güzel kız da "Va Va" diye çağırırdı genç adamı.

Kadının adı Brigitte Bardot, erkeğin adı Roger Vadim'di. Kadın, yedi göbek Fransız burjuvası ve varsıldı. Erkek yarı yarıya Rus kırması, yoksul ve asil. Kimi akşamlar, Paris Match'in "mutfak" diye anılan yazı işleri gece kulübüne dönüşüyor; Brigitte toplantı masasının üstünde dans ederken Vadim pokerden kazandığı paraları şampanya şişelerine yatırıyordu.

YILDIZLAR GEİDİ

Kimi zaman, erkek güzeli bir başka Rus, Robert Hossein diye biri katılıyordu aralarına; kimi zaman New York'ta canı sıkılan bir Actor's Studio öğrencisi, Marlon Brando adında henüz ünsüz bir ikon, uçağa atlayıp soluğu Vadim'le Brigitte'in yanında alıyordu.

Roger, Brigitte'e âşık olduğunda genç kız henüz 15 yaşındaydı. Ailesi ancak nişan izni vermiş, evlilik için 18'ine basmasını şart koşmuş; Paris Konservatuvarı'nda bale öğrencisi Brigitte'in nikâh için üç yıl yaşlanması gerekmişti.

Smokinli Paris Match çalışanlarının penguen ailesi gibi katıldığı görkemli bir düğünle evlendiler. Ailesinin Brigitte'e çeyiz verdiği şık daireye yerleştiler.

Vadim'in gönlü basında değil, sinemadaydı. Salt kayınvalidesiyle kayınpederine "alışıyorum" diyebilmek için Paris Match'a girmişti. İlk filmini, sevdiği kadını kutsamak için yaptı, "Ve Tanrı Kadını Yarattı"...

ÂŞIK DEĞİŞİR, AŞK SÜRER

Vadim'in kumral Brigitte'ten yarattığı sarışın bomba, sahibinin elinde patladı ve filmin çekimi sırasında rol arkadaşı Jean-Louis Trintignant'a âşık olan Brigitte, Vadim'den ayrıldı.

Roger, bütün kadınlarını yaratacak, hepsini sarışınlaştıracak ve hepsi tarafından terk edilecekti. Tüm terk edilişleri, gerçek bir "dandy" centilmenliğiyle kabullendi. Bir gün, "Aşk, bazen üç kişi tarafından taşınabilen bir ağırlıktır" demişti. Brigitte Bardot'dan sonra,