Özerk Amerikancılar

Ernest Grenier, İkinci Abdülhamit döneminde Osmanlı borçlarını düzenlemek için kurulan IMF'nin atası Düyunu Umumiye'nin müfettişi ve casusudur. Osmanlı mülkünü yıllarca bir ucundan diğerine dolaşır ve teftiş görevinin yanı sıra topladığı istihbaratı Fransa'ya aktarır. Anılarının Kürdistan bölümünde, günümüze ışık tutan gözlemleri vardır.

Amerikan misyonerleri, daha Düyunu Umumiye kurulmadan önce, 1870'den beri bölgede etkindir. Ernest Grenier, onları 1915'e kadar izler ve nasıl çalıştıklarını gözlemler: Amerikan Misyonu diye anılan örgüt, İngiltere'nin mali desteğine de sahiptir. Ernest Grenier'nin bölgede teftiş yaptığı 1897 yılında, Amerikan Misyonu her görevlisine ücretsiz lojman, ücretsiz yemek, bir at sağlamakta ve 25 İngiliz Sterlini maaş bağlamaktadır. Amerikan misyonerler, bugünkü Türkiye'nin Güneydoğu Bölgesi'nde Abdülhamit'ten alınan özel izinle çalışırlar. ABD ve İngiltere'den gelen paralarla Bitlis'te tam teşekküllü bir hastane kurulmuş; hastaneye Amerikan doktorlar, hemşireler atanmıştır.

İİMİZDEKİ AMERİKANLAR

Ernest Grenier, Siirt halkına yün eğirecek, pamuklu bez ve halı dokuyacak tezgâhlar açan, çil çil altın dağıtan hayırsever Amerikan misyonunu şöyle anlatır: "Türk Ermenistanı'nın ve Kürdistan'ın en ücra köşelerine kadar yayılan bu kadınlı erkekli misyonerler bölgeyi karış karış geziyor, köylere gidiyor ve halkla bire bir ilişki içindeler. Ancak böylesine cömertçe altın dağıtan bir hizmetin gerisinde, gerçekten soylu ve insani amaçlar mı var, yoksa başka bir hesap mı

ünkü ABD'nin bölgeye ilgisi sayısız misyonerleri ve Osmanlı hükümetinin İİNDEKİ adamları aracılığıyla aslında (Ermeni) katliamdan önce başlamıştı. Amerikan gazeteleri, dergileri ilk Hıristiyan toplumların yaşadığı bu toprakların yeraltı ve üstü zenginliklerini öve öve bitiremiyorlardı. Kurumsal ilgi gecikmedi. Yardımları artıran ABD hükümeti Asya'nın bu toprak parçasına el attı.

AMERİKANDAN DAHA AMERİKANLAR

Bölgede Avrupa'nın bırakın adam göndermeyi, gidip görmeyi bile aklına getirmediği uzaklara, en ücra köşelere Amerikan konsoloslukları kuruldu, tespih taneleri gibi konsoloslar, konsolos yardımcıları atandı, Kürdistan'ın en küçük köylerinde bile Amerikan bayrakları dalgalanmaya başladı.

En büyük yardımcıları, Amerika'ya yollanıp eğitildikten sonra bölgeye geri gönderilen Ermeniler-Özerk Amerikancılar di. Bölgeyi karış karış parselleyen bütün bu ABD ajanlarının kimi yüzde yüz Amerikan, kimi yerel halk arasından, hatta Asya yollarında derlenmiş kişiler olup dersini üniversitelerde değil, dünyayı geze geze öğrenmiş, pratik ve birkaç dil konuşabilen 'yurtsever'lerdi. Yaptıkları hiçbir etkinlikte, ABD'nin çıkarlarını unutmuyorlardı."*

ŞAHTAN MOLLAYA İRAN DİRENCİ

Ernest Grenier ve gözlemlerinin üzerinden 84 yıl geçer. Takvimler 1974'ü göstermektedir. Amerikan destekli Şah Rıza Pehlevi, Fransız Le Monde gazetesi başyazarı Andre Fontaine'e verdiği röportajda Barzani'nin beklentilerinin aksine; İran'ın Iraklı Kürtlerin kuracağı özerk bir yönetimi desteklemeyeceğini söyler. Bu sözlerden beş yıl sonra İran (İslamcı) Devrimi olur. Humeyni'yi koruyup kollamış olan ABD ve Avrupa, "Adamımız geldi" diye ellerini ovuşturmaktadır. Ama İran'daki molla rejimi halka yönelik zulmüne karşın; emperyalistlerin hizmetine girmez. Özerkliğe geçit vermez, mülkünü parçalatmaz. Sonradan ABD ve müttefiklerinin eliyle parçalanan Irak'la girdiği yıkıcı savaştan bile tek parça halinde çıkar.