Yarın 19 yıl olacak, içimizdeki en insan kaldırımda cansız yatalı ve üstüne serilen muşambaya sığmayan ayaklarındaki tabanı delik papucuyla unutulmaz olalı...
Hrant Dink, doğduğu toprakları doğurduğu tüm acılarla seven ve yurduna "milliyetçi" geçinen tüm ırkçılardan, faşistlerden daha bağlı; ona buna satılmış hainlerle en doğru mücadeleyi verendi.
Fransa'da Türkiye Cumhuriyeti'ni savunduğu için "Kemalist ajan" diye yuhalanmayı, Türkiye'de zulme uğrayan Ermenileri savunduğu için linç edilmeyi göze alandı.
ünkü özüyle, sözüyle, inançlı ve kararlı bir sosyalistti.
Sol ideoloji milliyetçi değildir. Evrensel sınıf mücadelesine dayanan ve insanların hak eşitliğini temel alan düşünce tabanında milliyetçilik yoktur, olamaz.
Gerçek sosyalistler yurt sevgisinde birleşir; yurttaşlarını soyuna sopuna bakmadan kucaklar, onlara kardeşçe yaşamanın biricik yolu özeleştiriyi, yanlışlarıyla yüzleşmeyi öğretir.
KİMLİK ÜRETEN DÜŞMANLIKHrant Dink, Türk düşmanı Ermeni diasporası için "Kendi kimliğini ötekinin varlığına göre konumlandırmak hastalıktır. Kimliğini yaşatman için sana bir düşman gerekiyorsa senin kimliğin hastalıklıdır" derdi.
O, 1915 tehciri üzerinden yürütülen Türkiye düşmanlığına son vermek ve Ermenileri de Kürtleri de Türkleri de tarihsel gerçekleri çarpıtmadan kabul ederek uzlaştırmak isteyendi. Türkiye ile Ermenistan'ın nefretten arındırılmış yeni bir sayfa açmasını, iyi komşuluk ilişkileri başlatmasını istiyordu. Her iki ülke halklarını zehirleyen eski yaraları kapatma yolunun, geçmişteki travmaların kabulünden geçtiğine inanıyordu. Yani toplumsal bir psikanaliz öneriyordu ve doğruydu.
"Şu veya bu parlamentonun aldığı soykırım kararı önem arz etmez. Önemli olan, halkın vicdanıdır. Türkiye'de yaşayanların vicdanlarını yitirmediğine inanıyorum. Gerçek bilgiye ulaştıkları zaman vicdanlarını konuşturacaklardır" diyor ve dünyadaki Ermeni diasporasını, 1915 tehcirinde yaşananları soykırım sözcüğünü içermeyen bir ifadeyle tanımlamaya çağırıyordu.
Hrant'ın ölümünden dört yıl sonra dünyanın en ünlü Ermenisi, besteci ve şarkıcı Charles Aznavour, "Soykırım kelimesi beni rahatsız ediyor, Türk-Ermeni sınırının açılması ve Türklerin diyalog istemesi için başka bir kelime bulmak gerekir" dediği için Ermeni diasporası tarafından linç edildi, "soykırım inkârcılığı" ve "davaya ihanet"le suçlandı. Hem de Ermenistan'a yıllardır en büyük parasal desteği sağlayan Ermeni olmasına rağmen.
BATI'DA SAVAŞ, DOĞU'DA TEHCİR1915'te Türkler, bazıları "Hey onbeşli" türküsündeki Tokatlı Halil gibi, bazıları lise öğrencisi gencecik gönüllüler dahil topyekûn seferber olmuş, anakkale'de dört büyük devletin deniz ve kara ordularıyla savaşıyordu.
anakkale Savaşları'nın en kızgın zamanında 29 Mayıs 1915'ten öteye ülkenin öteki ucunda başlatılan tehcir sırasında Ermenilerin uğradığı katliamların "susulan" faillerini, Hrant Dink biliyordu. Bir televizyon programında söyledi: "Asıl Kürtler çok sayıda Ermeni öldürdü."
GÜNAH IKAR, GANİMET KALIR!Nitekim Hrant öldürüldükten 7 yıl sonra Kanco aşireti reisi

5