2010'lu yıllarda İstanbul'da, Cezayir asıllı Fransız bir kadın diplomatla ahbap olmuştum. Engin kültürlü bir Farsla evliydi. Adına Cemil diyelim. Fransa'da tanışıp evlenmişlerdi. Sosyolog Cemil, İran'daki pazar araştırma şirketini bırakıp değişik ülkelere atanan diplomat eşinin peşinde dünyayı dolaşıyordu. İran'daki molla rejiminden nefret ediyordu ama kaçak değildi. Sık sık gidip geliyordu. İşsiz güçsüz kalacak adam da değildi. Belki bu ülkelerden İran ya da Fransa'nın gizli servisleri için istihbarat da topluyordu, kim bilir
Türkiye'den sonra Rusya'ya gittiler. Bir daha görüşemedik.
İran'a olan ilgimi, Cemil Bey'e borçluyum. Demografisi karmaşık bu ülke hakkında ilginç saptamalar yapıyordu. Örneğin İran'da çoğalan internet sitelerini inceleyip yorumluyordu, sosyolog Cemil. "Gençler arasında dine yönelim azaldı" diyordu. "Fars kimliği inişte, Pers kimliği çıkışta. Sitelerin yüzde sekseni İran'dan Persya diye söz ediyor, Pers simgeleri kullanıyor ve satır aralarında, molla rejiminin karşısına antik Pers uygarlığını koyuyor. Yüzde onu, doğrudan ateist siteler. Dinci siteler, yüzde beşe düştü..."
DİN DEĞİŞTİREN İRANLILARBir pazar günü, "Hıristiyanlığı kabul edip Türkiye'ye sığınan İranlı gördün mü hiç" diye sordu. Hayır, görmemiştim! "Seni ilginç bir ayine götüreceğim" dedi. Saat tam 16'da, Laleli'de bir Ermeni kilisesine girdik. Hepsi şık, zevkli ve pahalı giyimli kadınlı erkekli bir kalabalık, kiliseyi doldurmuştu. Ellerinde İncil vardı, yanlarında çocukları. Sunağın önüne büyük bir ekran konmuştu. Fonda uhrevi bir Fars müziği duyuldu, ekranda çocuklar için yapıldığı anlaşılan çizgi film, İsa'nın hayatı oynamaya başladı. Topluluk Farsça ilahiler eşliğinde el ele tutuştular. Katolik olmadıkları açıktı. Acaba hangi Hıristiyan mezhebine geçmişlerdi Cemil, "Bilmiyorum, ben ateistim" diye güldü. Bu ayinleri, İstanbul'daki İranlı arkadaşlarından duyup meraktan keşfetmişti.
İlahiler bitince ekranın arkasında İranlı olmadığı ilk bakışta anlaşılan elli yaşlarında, uzun boylu, ince bir papaz belirdi. İngilizmiş! Merak ettiğim mezhep, Anglikan olmalıydı.
PAPAZ İNGİLİZ, HUTBE FARSA, KİLİSE ERMENİCemil, İran'dan Türkiye'ye uzanan devasa misyonerlik ağını ve nasıl işlediğini öğrenmişti. Kilisede gördüğüm herkes, İran'daki misyonun yeraltı yapılanmasında Anglikan kapısından Hıristiyanlığa geçenlerdi. İran'da din değiştirmenin cezası idam olduğu için vaftiz törenleri ve ayinler gizli yapılıyor, misyon yerleri de sır olarak saklanıyordu.
İngiliz papaz Laleli'deki Ermeni kilisesinde Farsça "pazar hutbesi" verirken Cemil, sıraları dolaşıp şeker dağıtan orta yaşlı kadınla konuşturdu beni. Fransızca-Farsça çevirmenlik yaptı.
Kır saçlarının sevimli örgüsü beline kadar uzayan kadın, bir çırpıda anlattı: "Kocam Hıristiyan olduğumu öğrendi. Din değiştirdiğimi yetkililere ihbar edecekti. Hemen kaçmam gerekti. Misyon beni sınırdan geçirdi, İstanbul'a getirdi. Bir yıldır buradayım. İltica başvurum yapıldı. Ankara'daki bürodan (BM olmalı) hangi ülkeye gönderileceğimi bekliyorum."
HIRİSTİYANLAŞAN KÜRTLERAyin bitti. Biraz daha kalıp başkalarıyla da konuşmak istedim.

5