Bu yazıyı okuduğunuz saatlerde...
İran-Amerika savaşı barışa doğru mu gidiyor, yoksa bölgeyi daha büyük bir yıkıma mı sürüklüyor?
Yazı, İran-Amerika savaşının sonlandırılması gerektiğini savunmakta, her iki tarafın da barış koşullarına yaklaştığını ileri sürmektedir. Bölgenin ekonomik ve insani açıdan büyük zarar görmesi, özellikle Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve enerji krizinin küresel etkileri nedeniyle bu gerekçeyi desteklemektedir. Peki İsrail'in tek karlı çıkan taraf olması, barış arayışını gerçekten tüm tarafların çıkarı mı yoksa bazı güçlerin lehine mi konumlandırmaktadır?
Siz bu yazıyı okuduğunuz saatlerde çok olasıdır ki İran savaşının geleceği belirlenmiş, Amerika ile bir uzlaşmaya varılıp varılmadığı anlaşılmış olacak. Sabah uyandığımızda ya Amerika'nın savaş hukuku normlarını hiçe sayarak sivil tesislere bilerek ve isteyerek saldırdığını, buna karşılık İran'ın bölge ülkelerine tepki verdiğini ya da iki ülkenin anlaşarak savaşı şimdilik kaydıyla dahi olsa sonlandırdığını öğreneceğiz.
Benim bu yazıyı yazdığım saatlerde her iki olasılık da açıktı ama ağırlık barıştan yanaydı. Trump barış istediğini iki gün önce küfürlü sosyal medya mesajıyla ifade etmiş, uzlaşın artık bizimle demişti. Çoğu mecrada İran barışı/ateşkesi kabul etmedi manşetiyle çıkan haberler de aslında İran'ın kabul etmeye hazır olduğuna, ancak daha çok güvence beklediğine, Hürmüz'ü açmak karşılığında koşullarının kabulünü istediğine işaret ediyordu.
Cuma günü de Foreign Affairs'de Cevad Zarif "kızım sana söylüyorum gelinim sen anla" mealinde bir makale yayınlayarak savaşın hangi şartlar altında sona ermesinin kendileri, yani İran için mümkün olduğunun altını çizmişti. Pazar günü yazdığım gibi önerileri mükemmel olmasa da üstünde konuşulabilecek, barış inşa edilebilecek, iki ülkenin birbirine yakınlaşmasını sağlayabilecek mahiyetteydi.
Üstelik 28 Mart'ta İsrail'in Amerika'yı yanına alarak başlattığı bu savaş herkes için yıkım getirmiş, pek çoklarına göre Trump'ın tahmin etmediği kadar uzun sürmüştü. Eğer bugün itibarıyla sonuçlanmamış veya tırmandırma için verilen süre uzatılmamış olursa, bölgenin daha büyük bir yıkımla karşılaşacağı, savaşın derinleşip genişleyeceği kesin. Trump'ın akıl sağlığından şüphe edenler nükleer silah kullanabileceğinden bile endişe ediyor.
Geçtiğimiz hafta sonu itibarıyla sadece BAE'nin 438'ü balistik 19'u seyir olmak üzere 457 füzeyle ve 2 bin12 dronla baş etmek zorunda kaldığı ve savunma kapasitesinin azaldığı düşünüldüğünde, İran'ın su arıtma tesislerini vuracağı dikkate alındığında savaşın devamının kimseye faydası olmayacağını söylemek sanırım kehanet sayılmaz. Doğal olarak İran da savaşın devamından zarar görür ama ciddi zarar da verir.
Hepsinin ötesinde Hürmüz Boğazı uzunca bir süre açılmaz, enerji fiyatlarının yükselişi kolay kolay durdurulmaz, Irak başta olmak üzere bölge ülkelerinin iç istikrarını korumak zorlaşır. Bundan Amerika bile zarar görür. Suudilerin beklentilerinin aksine tek karlı İsrail çıkar. Bir taşla birkaç kuş birden vurmuş, İran kadar Arap ülkelerini de hırpalatmış olur.

3