Bir savunma hattı olarak iki devletli çözüm…

Mensur Akgün
24.09.2025
6

Bildiğiniz gibi Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Pazartesi günü iki devletli çözüm temalı özel bir oturum düzenlendi, Fransa başta olmak üzere altı ülke daha Filistin'i devlet olarak tanıdı. Zaten bir gün önce de Birleşik Krallık tanımış, dünyaya 1967 öncesi sınırlar ve 1949 ateşkes hattı bir kez daha hatırlatılmıştı.

İsrail'in bu tanımalara ve 12 Eylül'de yine Genel Kurul bünyesinde gerçekleşen oturum sırasında 142 ülke temsilcisi tarafından kabul edilen yol haritasına tepkisi sert oldu. Batı Şeria'yı da ilhak ederiz tarzı açıklamalar geldi. Amerika vize vermediği için Pazartesi günkü özel oturuma ve diğerlerine katılamayan Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ise teknolojinin sunduğu imkanlarla tarihi bir konuşma yaptı.

Oturuma katılan hemen tüm yetkililer, hükümet ve devlet başkanları Hamas'ın saldırılarını kınarken İsrail'in insanlık dışı yöntemler kullanarak Gazze'yi yerle bir etmesini, çoğu sivil 60 binden fazla insanı öldürmesini, Gazze'nin geri kalanını açlığa, susuzluğa ve göçe mahkum etmesini eleştirdi. Eleştirilerin dünkü, bugünkü ve daha sonraki oturumlarda da sürmesi bekleniyor.

Ama anlaşılan Netanyahu yönetimindeki İsrail'in geri adım atması pek beklenmiyor. Çünkü her şeyden önce yapılan açıklamalarda ve yayınlanan yol haritalarında tavsiye mahiyetinde birkaç tedbir dışında yaptırım bulunmuyor. Gazze'nin geleceğini sahiplenen, yeniden inşası için planlar yapan Arap dünyası "Ateşkes olmazsa, barış sağlanmazsa İsrail'le ilişkilerimi keserim, işbirliğimi sona erdiririm" demiyor.

Ayrıca Trump Amerika'sı da kelimenin tam anlamıyla İsrail'in arkasında duruyor. Katar'a saldırdığında dahi "bu iyi olmadı", "Katar bizim müttefikimiz" demekle sorunu geçiştiriyor. Genelde Müslüman, özelde Arap dünyasıysa çözümü, İsrail'in terbiye edilmesini Amerika'dan, daha doğrusu bizzat Trump'dan talep ediyor. Fakat pazarlığı pek seven Trump'a karşı ellerinde ciddi bir koz bulunmuyor.

Yanılmayı çok istemekle birlikte 29 Temmuz 2025 tarihli 42 maddelik New York Deklarasyonu'nun yayınlanmasına öncülük eden Fransa ve Suudi Arabistan'ın bile buradaki önerileri hayata geçirmek için çok çaba sarf edeceklerini zannetmiyorum. Yine de dünyanın büyük bir kısmının Filistinlilerin acılarını görmezden gelmediği gerçek. Hiç olmazsa diplomatik çaba ve siyasi enerji harcanıyor

Öte yandan İsrail giderek daha fazla insanlık dışı uygulamalarının yükü altında eziliyor, soykırımla suçlanan yöneticilerinin hareket kabiliyeti kısıtlanıyor, hiç istemediği, arzu etmediği bir hukuki-siyasi cendereye hapsoluyor. Her yeni tanıma 1967 sınırlarını bir kez daha gündeme getiriyor, tanınmış Filistin Devleti adına hareket edecek otoriteyi güçlendiriyor, pazarlık imkanını arttırıyor.