7-8 Temmuz NATO Ankara Zirvesi'nin benim görebildiğim dört ana gündem maddesi var. Bunlardan ilki ittifakın çökmediğini, Amerika ile Avrupa'nın arasının güvenliği etkileyecek kadar bozulmadığını dosta ama en çok da düşmana göstermek. İkincisi, Avrupa'nın 2025 Lahey Zirvesi'nde kararlaştırılan savunma harcaması hedefine ulaşma kararlılığında olduğunu vurgulamak. Üçüncüsü, Ukrayna'ya destek verileceğinin ve ittifakın doğu kanadının güçlendirileceğinin altını çizmek. Dördüncüsü ise güney kanadının yalnız bırakılmadığı bir şekilde belli etmek.
Bunların hepsinin de söylenmesi, konferansın sonuç bildirgesinde yazılması kolay ancak savunma harcamalarının arttırılması dışında ispatlanması, gerçekleşeceğine inanılması zor şeyler. Çünkü her şeyden önce Amerika ile Avrupa'nın arası giderek daha çok açılıyor, sorunlara her gün bir yenisi ekleniyor.
Daha iki gün önce Trump, Amerikalı dijital pazarlama şirketlerinin kazandıkları paraların yüzde 2'sine gelir vergisi koymaya kalkan Avrupa ülkelerini yüzde 100 gümrük vergisiyle tehdit etti. Daha da önemlisi İran'a İsrail teşvikiyle savaş açıp onların ekonomilerini zorlarken haber vermedi, istişare derseniz hiç etmedi.
Avrupa ülkeleriyle Amerika arasında açılan aranın savunma harcamalarının arttırılmasıyla kapanması kolay değil. NATO'nun AB kanadı artık kendi güvenliğini sağlamak, Rusya tehdidi karşısında savunma mekanizmalarını geliştirmek için çaba harcıyor. Belli başlılarının amacı AB çerçevesinde yeni bir güvenlik mimarisi yaratmak, ortak bir ordu, daha doğrusu savunma mekanizması kurmak.
Ancak bir yandan ulusal çıkarlar, tarihe gömülemeyen güvensizlikler, diğer yandan şirketler arası uyumsuzluklar en hayati konularda dahi önlerini tıkıyor, mesela ortak savaş uçağı üretme projesi rafa kaldırılıyor. NATO da ehvenişer bir alternatif olarak duruyor. Tüm bunların ötesinde Trump'ın şahsına münhasır kişiliği ve akıl almaz talepleri ilişkileri sık sık geriyor. Bazen toprak diyor, bazen de liderleri alenen aşağılıyor.
Ukrayna'ya destek konusunda da Amerika ile Avrupa'nın Almanya, Fransa, Polonya gibi ülkeleri arasında yaklaşım farkı var. Her ne kadar son G7 Zirvesinde Amerika da Ukrayna'ya destek konusunda cömert bir siyasi tutum sergilese de aslında savaşı bitirmek, Ukrayna topraklarından taviz vermek, Rusya ile yeni bir anlayış geliştirip onu Çin'den uzaklaştırmak istiyor.
Oysa Avrupa genelde kaygılı, Ukrayna'da taviz verildiği takdirde Rusya'nın başka yerlere yönelebileceğine inanıyor. Bazıları da belli ki verdiği kayıplara, 2022'den bu yana hedeflerine ulaşamamasına, Ukrayna'nın Rusya içlerinde, Moskova'da, St. Petersburg'da ve hatta Sibirya'da verdiği zaiyata bakarak Rusya'nın Ukrayna'da yıpratılıp çökertileceğini düşünüyor.
Dördüncü gündem maddesi bence daha da tartışmalı. Güney kanadın en güçlü temsilcisi Türkiye'yi terörden ve İran tehdidinden korumak için eminim sonuç bildirgesine bir şeyler konacaktır. Fakat bunun yakın bir gelecekte Amerika ya da başka bir müttefikimiz tarafından ihlal edilmeyeceğinin, PKK ya da başka bir gruba kendi çıkarları ve beklentileri doğrultusunda örtülü destek sağlanmayacağının garantisini kimse veremeyecektir.

15