Kul bunalmayınca Hızır yetişmez

Hıdırellez, Türk Dünyasında kutlanan ilk yaz bayramlarından biridir. Kaynağı çok eskilere dayanır. Bu bayrama Anadolu'da ve Anadolu dışında Türk halkı büyük ilgi gösterir.

Hıdırellez, halk arasındaki yaygın inanışlara göre dünyada zorda, sıkıntıda olanlara yardım ettiğine inanılan Hızır ile İlyas'ın bir araya geldiği günün anısına kutlanmakta olup Hızır-İlyas birleşik sözcüğünün halk ağzında aldığı bir biçimi yansıtmaktadır.

Hıdırellez'in baş kahramanı Hızır, halk arasında ölümsüz olduğuna ve darda kalanların yardımına koştuğuna inanılan, iyilik, bolluk, bereket getiren efsanevi bir kişidir. Halk, Hızır'ı peygamber sayar; bu nedenle de Hızır aleyhisselam, Hazır nebî, Hızır peygamber gibi adlarla anar. Nitekim "Hızır gibi yetişmek, Hızır'ın eli değmiş, kul bunalmayınca Hızır yetişmez" gibi deyim ve atasözleri bu inancın ürünüdür. Ölümsüzlüğü, ab-ı hayat'ı bulup içmiş olmasındandır.

Hıdırellez, halk arasında ölümsüzlük sırrına erdiklerine ve biri karada, diğeri denizde darda kalanlara yardım ettiklerine inanılan Hızır ve İlyâs peygamberlerin yılda bir defa bir araya geldikleri gün olarak kabul edilir. Ancak bu beraberlikte, ismi yaşatılmasına karşın uygulamada İlyâs'ın şahsiyeti tamamıyla silinerek Hızır motifi öne çıkarılmıştır.

Hızır kültü ve bu kült çevresinde oluşup yaşamaya devam eden bir gelenek mevcuttur. Hıdırellez geleneği, bütün Türk halklarının topluca katılıp kutladığı, bir takım töreleri yerine getirdiği mevsimlik bir bahar bayramıdır. Birçok gelenek ve görenek Hıdırellez kültü bünyesinde yaşatılır. Bu nedenle Hıdırellez, Türk toplumunu canlandıran, birlik ve beraberliğini pekiştiren bir olgudur. Rûz-ı Hızır (Hızır'ın günü) olarak adlandırılan Hıdırellez günü, Hızır ve İlyas sözcükleri birleşerek halk ağzında Hıdırellez biçimini almış halidir.

Hızır geleneği ve ilgili inançlar Türkiye, Balkanlar, Kazakistan, Kırgızistan, Altaylar, Özbekistan, Azerbaycan ve Gagauz Türkleri arasında bütün canlılığı ile yaşamaktadır.

Hıdırellez merasimleri Hızır ile İlyâs'ın buluşması anısına hemen daima toplu olarak gerçekleştirildiği için Zile'de olduğu gibi bazı yörelerde de yeşillik bir mekândan oluşan ve "hıdırlık" denen, insanların bir arada yiyip içtiği, mısırlar közleyip, salıncaklar kurup eğlendiği bir mesire yeri bulunur.

Hıdırellez toprak ve su kültüdür. Trakya'da Hıdırellez günü Tunca nehrine girilerek arınıldığına inanılması, Hızır'ın ölümsüzlük suyunu içtiğine inanılması su kültünden kaynaklanmaktadır. Hıdırellezde niyet açısından gülün önemi, çayır çimen yerlere gidilip piknik yapılması, çimenlere uzanılması, dilek ağacı ritüeli, salıncakta sallanılması, bu günün doğanın yeniden uyanış günü kabul edilmesi de toprak kültünden kaynaklanmaktadır. Toprak ve su kültü olan Hıdırellez uygulamaları, ateş kültü olan nevruz uygulamalarıyla karıştırılıp ateş üstünden atlandığı görülmekte olup bu uygulama doğru değildir.

2017 yılında UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne alınan Hıdırellez her yıl 5-6 Mayıs tarihlerinde kutlanır. Baharın gelişini simgeleyen bu özel günde insanlar hayatlarına bereketin dolmasını umut ederler ve doğa canlanmaya başlar.

5 Mayıs akşamından 6 Mayıs sabahına kadar çeşitli kutlama etkinlikleri yapılır. Genellikle bu etkinlikler 6 Mayıs akşamına kadar sürer. Anadolu'nun hemen her bölgesinde Hıdırellez kapsamında özde aynı uygulamada farklı gelenekler uygulanır.

Hıdırellez kutlamaları kapsamında uygulanan geleneklerden bazıları şunlardır:

Gül fidanının dibine ev, araba, beşik vb. sahip olmak istediklerinin resmi çizilir, yada dilek kâğıdı yazılarak gömülür. Karınca yuvasından 5 Mayıs günü alınan toprak o gece dışarıda bırakılıp 6 Mayıs günü evin içinde bir yere konup bir yıl saklanırsa o evde bolluk ve bereketin olacağına inanılır. 5 Mayısı 6 mayısa bağlayan gece toprağa ev halkı sayısınca fasulye ve aynı sayıda nohut ekilir. Aile çiftçi ise mahsulün bol olacağına aynı zamanda ev halkının kötülüklerden korunacağına inanılır. Yeşil alanlarda yapılan Hıdırellez etkinlikleri bir nevi doğayla kavuşma ritüeli olup otlarda ve çiçeklerde bulunan bahar tazeliğinin insan vücuduna geçeceğine inanılır. Hıdırellez sabahı hasta olanlar kaynak suyu içerler ve üzerine basılmamış çimenler üzerinde yuvarlanırlarsa şifa bulacaklarına inanılır. Bolluk ve bereket denildiğinde nar patlatma geleneği akıllara geldiğinden nar ağacı yetişen yörelerde Hıdırellez uygulamaları arasında narı yere vurarak patlatma geleneği uygulanır. Patlatılan narın sene boyunca hane sahibine bereket getireceği kabul edilir. Hıdırellez günü evler kapıya doğru değil de kapıdan içeri doğru süpürülürse bollukve bereketin eve dolacağına inanılır. Bereketin gideceği düşüncesiyle dışarı doğru süpürge yapılmaz. Hıdırellez etkinlikleri kapsamında o günün sabahında evlerin kapı ve pencereleri açılır. Bunun nedeni eve temiz hava ile birlikte, o gece Hızır'ın dolaştığına inanıldığından Hızır'ın uğrayıp bolluk ve bereket getirmesini dilemektir. Farklı yörelerde "Yüzük atma", "Baht açma", "Mantıfar" gibi adlarla anılan 15