İngiltere'nin sömürge bakanı Gladstone, Osmanlı'nın/Müslümanların yenilmeyeceğini anlayıp amacına ulaşamayacağı kanaatine varınca Avam Kamarası'nda şöyle bir olay gerçekleşiyor:
"Aldı eline kaldırarak Kur'an'ı Gladston:
"İşte budur onların gücü, bunu iyi bilin!
Uzaklaştırın ya bu kitabı onlardan,
Ya uzaklaştırın onları bu kitaptan!"
"Çırpınıp dursunlar sonradan, yolup saçlarını!
"Suyu kurumuş balık gibi!" açsınlar ağızlarını!
Muhtaç olsunlar bir yudum suya, eğip başlarını!
Ansınlar atalarının atalarımıza neler yaptıklarını!
Süsleyip kitabı, asılı kalsın bakmak için duvarda,
Anlamadan sadece ölülere okusunlar mezarlarda!
Okusunlar anlamadan, güzel sesler girsin yarışa!
Unutmayın, küpe olsun bu öğütlerim kulağınıza!
Okunsun güzelce, yaşanmasın ilkeleri gereğince,
Öpüp başlarına koysunlar, kılıfla saklasınlar iyice!
Ezberleyeni çok olsun, anlayanı az,
Okuyanı çok olsun, yaşayanı biraz!"
Bundan sonra bir program çerçevesinde Gladston'un söyledikleri tek tek gerçekleşmeye başladı. O kadar ki Müslümanların bilginleri de aşağıdaki mısralarda anlatıldığı gibi durumu dillendirmeye başladılar! "Yani ağacın kurdu ağaçtan olunca!" kötü niyetliler daha kolay amaçlarına ulaştılar ve ulaşmaya devam ediyorlar!
Bu durumunu aşağıdaki mısralardan öğreniyoruz:
"Okuma sakın, anlamazsın, girersin günaha!"
"Anlamazsan bu Kur'an'ı, kavuşursun mutluluğa!
İngilizler, ajanları aracılığıyla dur durak bilmeden şunu da salık verdiler:
"Ayrılık sokun aralarına dinlemesin kimse kimseyi,
Yarışsınlar kıyasıya lider olmak için her biri!"
Oysa Allah, biz Müslümanlara şu ayetle şöyle emretmişti:
"Oysa buyurmuştu Allah, kerim kitabında bize:
"Yapışın, ayrılmayın hep birlikte Allah'ın ipine!"

17