Dostluk, iyi ya da kötü günde; dar ve zor zamanda, sevinçte, üzüntüde yanında olan, sıkıntını gidermede sana destek olana denir. Dost ve dostlukla ilgili çok söz vardır halk arasında. Üç örnekle yetineceğiz:
"Dost acı söyler fakat doğru söyler!"
"Dostların arasında su sızmaz/ sızmamalı!"
"Dost kara günde belli olur!"
Dostluk kardeşliğin bir alt basamağıdır. Allah Resulü bu konuda şöyle buyurur: "Kardeşlik dostluktan daha değerli olmasaydı Ebubekir'e dost olurduk!"
İnananlar, inananları kardeş bilip dostluk kurmalı; kâfirleri kesinlikle dost edinerek onlara güvenip onlardan yardım istememeli, bir işe girişmemelidirler! Görüleceği üzere aşağıdaki ayette de bu konuya dikkat çekilmektedir: "Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz." (Hucurat: 49/10)
Asıl ve değerli olan kardeşlik inanç kardeşliğidir. Allah, ayette şöyle buyurur: "Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur. Ancak kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız başkadır. Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Dönüş yalnız Allah'adır. (Âl-i İmran:3/28) Bu ayette kâfirlerden topluma bir tehlike gelecekse tehlikeyi bertaraf etmek için kafirlerle geçici ve dikkatli olarak stratejik bir anlaşma yapılabileceğine dikkat çekilmektedir. Bunun dışında kâfire güvenerek dost olmak, yardım beklemek ya da sırlarını vermek sonunda inananı sırt üstü bırakır!
Bu ayette ise inananlar yerine kâfirleri dost kabul edip yardım bekleyenler de şunu bilsinler ki kafir/ çıkarcı/ emperyalist ten onlara bir yarar olmayacağı gibi güç ve onur da olmaz: "Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah'a aittir. (Nisa: 4/139)
Bu yanlışı yapanlar şunu da unutmamalıdırlar ki Allah'ın yanında kendi aleyhlerinde bir kanıt bırakmış olurlar!:

16