Cef'i inandırıcı bulamadık

Batı ülkelerinden birine gezmeye giden gruba rehberlik yapan Cef, işinin erbabıdır. Fazla yormadan, bunaltmadan gezdirir, anlatır.Yemek vakti gelince, bir lokantaya giderler. Ekibin başındaki üstat, fazla masraf etmekten çekindiği için, sadece bir çorba içmek ister.Yanındakiler ise bol bol sipariş verirler. Üstat, yakındakilerin ancak duyabileceği bir sesle "Gitti paracıklar, gitti paracıklar" diye söylenir."Hocam, buradaki yemekler tur firmasının ikramı. Hesabı Cef ödeyecek" dedikleri zaman yakınmaktan vazgeçip menüyü eline alır, çorbadan sonra neler yiyeceğine karar vermek için dikkatle ve memnuniyetle inceler.Sonraki günler her yemek vakti aynı soruyu sorar: "Hesaplar Cef'ten mi, cepten mi"Cepten dediklerinde bir çorba ile yetinir.Gezi biter. Yıllar geçer. İleriki zamanda başka ülkelere seyahatler yapılır. Başka rehberler eşliğinde gezerler. Fakat artık slogana dönüşen "Hesaplar Cef'ten mi, cepten mi" sorusu hiç değişmez.Bugüne gelelim ve eski rehber Cef'ten başka bir Cef'e geçelim.ABD Ankara Büyükelçisi Cef Fileyk, gazeteci Hakan Çelik'in sorularını cevapladı.Büyükelçi, tipik bir Amerikalı.Eski başkanlardan Ranıld Regın eski aktördü. Cef Fileyk ondan daha güçlü aktör.İlk önce bunun altını çizelim.Bir diplomatın devamlı sırıtması, pek de hoşlanılacak bir şey değildir kanaatime göre.Dişler otuz iki kısım tekmili birden görünüyorsa, rahatsızlık verici gelir.Söylediklerine inanmak zorlaşır.Dedeağaç başta olmak üzere Yunanistan'daki ABD üslerine yapılan aşırı yığınak sorusuna verdiği cevapta samimi olduğunu düşünebilir miyizYığınak dediğimiz, askerî malzeme elbette.Yiyecek içecek veya kılık kıyafet stoku değil. Silah, cephaneBüyükelçi ne diyor o konuda"Hedefimiz Türkiye değil, Ukrayna'ya destek olmak için yığınak yapıyoruz."Keşke öyle olsa.Suriye'de yaptırmaya çalıştıkları ve Türkiye'nin baskısı sebebiyle iki defa ertelenen uyduruk seçim konusunda da gerçekleri çarpıtıyor.Türkiye rahatsızlık