Yazar, Trump'a yapılan suikast girişimini medyanın abartılı şekilde sunduğunu, ayrıca Trump'ın nükleer silahlara sahip olmayan İran'ı nükleer tehditten söz ederek suçladığını eleştiriyor. Yazının merkezinde, güç dengesizliği ve medya manipülasyonu vardır; peki yazarın kendi Trump'a karşı daha mı objektif bir bakışı vardır?
Başkan Regan 1981'de vurulmuş, 6 kurşunla ağır yaralanmıştı.
Aynı otelde şimdi de Tramp'a suikast düzenlendi.
Başkanın bulunduğu salonda değil de uzak bir yerde ateş edilmesi ilginç hakikaten.
Dünya medyası bu ilginç durumu "Tramp'a suikast" diye gördü.
Öyle söylemek -bize göre- pek kolay gelmiyor.
Atılan kurşun, güdümlü füze gibi (yahut çizgi filmlerdeki gibi) dolanarak gitse, içerideki salonda bulunan hedefi bulsa, o zaman "kesin suikast" diyebilirdik.
*
Kurgu ya da gerçek...
O patırtı geçtikten sonra Tramp kürsüye çıkıp Turgut Özal gibi "Allah'ın verdiği canı..." diye başlasaydı, "O'nun izninden başka alacak kimse yoktur" deseydi fena mı olurdu
Karga tulumba götürdüler, bir daha dönmedi.
Hem karga tulumba, hem yaka paça, hem düşe kalka.
*
ABD başkanlarına belli aralıklarla suikast düzenlenmesi için otel yapmışlar. Böyle bir yorum yapılsa, kimse itiraz edemez.
Başarılı olunur ya da olunmaz, orası mühim değil.
Senaryonun esası, otelde ateş edilmesi.
Yine de bundan sonra gelecek hiçbir başkan o otelde toplantı yapmayı aklından geçirmez.
Canı tatlı olan, o otelin yanına bile yaklaşmaz.
GÜLSEK OLMAZ
Avrupa'da nükleer soykırım yapacak, üçüncü dünya savaşı çıkaracak bir ülkeyi durdurduğunu söyleyen Tramp'ın kastettiği ülke Rusya, Çin, Kuzey Kore veya İsrail gibi elinde nükleer bombalar bulunanlardan biri değil de nükleer silahlara sahip olmayan İran.
KEPAZELİK VAR MI YOK MU
Sultan 2. Mehmed uzun süren hazırlıktan sonra Konstantiniye'nin etrafını kuşattı. Henüz Fatih olmamıştı.
Önce dinin emri gereği, kan dökülmesin maksadıyla teslim olmaları için teklifte bulundu. Can ve mal güvenliği garantisi vermesine rağmen teklif kabul edilmedi.
Surların etrafı düzenli orduyla sarıldı. Mehter güm güm vurmaya başladı.
Surların içindeki şehirde bulunanlar için o mehterin sesi, son derece sinir bozucu olsa gerek. Sadece halk değil, şehri savunmak niyetinde olan askerlerin de moralinin bozulduğunu tahmin etmek zor değil.
*
Mehterin ne zaman kurulduğunu merak edip internete soranların karşısına ilk şu bilgi çıkıyor: "Osmanlı Mehterhanesi, resmî bir kurum olarak 1326 yılında Bursa'nın fethiyle birlikte Orhan Gazi döneminde kurulmuştur. Kökeni daha eski Türk devletlerine (Orhun Kitabelerine) dayansa da, Osmanlı'daki yapılaşması I. Murad döneminde hız kazanmıştır. Yeniçeri Ocağı'na bağlı olan bu bando, 1826'da kapatılıp 1914 ve 1952'de tekrar faaliyete geçmiştir."
*
1326'dan 1826'ya tam 500 yıl mehterin savaşlarda kullanıldığını tahmin ederiz.

6