Son üç senedir, Muhakemat ile meşgulüm.
Lâkin, bazı ifadeleri aşamıyorum, usûl konusunda alt yapımızın olmaması da bu zorlanmamızın sebebidir.
Usûl; fıkıh, hadis, tasavvuf, felsefe ve mantık alanlarında çeşitli anlamlarda kullanılan terim olup bunların incelenmesi, kendi içinde ihtiva ettikleri hakikatlere ulaşmanın yoludur. Şöyle de diyebiliriz: Bir ilmin, asıl konusundan önce öğrenilecek, hazırlık veya temel bilgi ve kaidelerdir.
Bir maksada erişmek için takip edilecek yol, adap, erkân olan usûl adeta elde fener gibi, ne tarafa çevrilse orayı aydınlatır.
Kur'ân kaynaklı ilmi anlamak için, o ilimlere alt yapı kazandıracak usûl ve erkânın, Muhakemat 'ta olduğunu bilmeme rağmen birkaç sefer okumamdan sonra daha iyi anlamaya başlıyor ve her defasında müellifi Bediüzzaman Hazretlerini hürmet ve rahmetle anıyorum.
Ağacın dallarındaki meyvenin alınması için merdiven dayamak gerekir, diyor, Prof. Dr. Şadi Eren.1 O merdiven vesilesiyle uzandığımız her daldaki meyveyi almak daha kolay olduğu gibi Muhakemat'ın şerhlerinin yazılması da o kıymetli ağaçtaki hakikat meyvelerinin usûllerine vakıf olmayı da temin eder.
Ulaşabildiğim kadar Muhakemat şerhi, videolar hariç kitap olarak üç adet çalışması yapılmış. Birinin ismini verdik. Diğeri de Bahaeddin Sağlam'ın, diğeri de Yusuf Selami akaroğlu'nun.
akaroğlu Hoca, Ed-Durru'l Meknûn-Saklı İnci, üst isimle Muhâkemât Şerhi'ni yapar. Onun çalışması diğerlerine göre daha teferruatlı, serde medrese hocası, elhak ama bazan gereğinden fazla izahlar, yorucu oluyor, 1083 sahife, anlatılandan uzaklara düşme ihtimalini hatırlatıyor.
Kendisini arayıp, tebrik ettim, inşaallah hayırlara vesile olur.
Eren Hoca'nın çalışması daha derli toplu ve işlenen konu etrafında gerekli açıklamalar yapılmış.
Hedefe varmak için yola çıkmak yeterli değildir, der Eren Hoca, nasıl gidileceğini de bilmek gerekir. Söz konusu kelâma muhatap olmak, anlatılanı anlamada insanı sorumlu kılar
Nedir bu sorumluluk, denilirse, anlatılan mevzunun seviyesine çıkmak, denilir. Yüksek matematik anlatılırken sadece dört işlemi bilmekle anlatılanın idraki mümkün değildir.
Risale-i Nur, Muhakemat'ın açılmış hâlidir. Muhakemat ise Risale-i Nur Külliyat'ının dürülmüş hâli, Mesnevî-i Nuriye ise fidanlığı.

14