*Nefsimedir hitabım, ya da nefsim gibi nefsi olana!
Hey dost!
Bilirim, nefsim her alanda kendini göstermek ister ve hem de en masum ve meşru gerekçelerle. Bir yerde hizmet mi var, benimki hemen orada; buraya kadar güzel ama gel gör ki bizim nefis, fren tutmuyor. Orada da müdahil, orada da lokomotif, orada da her şeyden sorumlu genel müdür, mübarek!
Yıllarım var ki, uzaktan yakından izlerim. Bazan kendimi kaptırır, hayran kalırım. Kendime rol model alırım, abimdir, ustamdır ve şeyhimdir. Zaman dürülür, ortalık sakinler, kaslar gevşer, rüzgâr yavaşlar ve geçen fırtınanın eserlerini ararım, onun arkasından. İdealim olan şahsiyetin ardından, onun yerini kim dolduracak deyu, gözlerim yorulur, aramaktan.
Onu, hayranlıkla izleyenler, ondaki bu arazı gördüklerinden olmalı ki, kendilerini korumuşlar, fren pedalınden ayaklarını çekmemişler.
Ve anlıyorum artık; ifratkâr kabiliyetlilerin en gizli rakibi kendileridir zira o rakip, onları ebter eder, takipçisiz bırakır, kendisi gibi her şeye vâkıf olacak birinin yetişmesine mâni olur.
Hoş, böylesine her şeye ilaç olacak, her muameleye müdahil olacak karakterin; faydadan ziyade zararı mı, yoksa zarardan ziyade faydası mı olur, bu da makamına ve yerine göre değişir, tartışılır.
Aslında bu her şey benim kontrolümden geçsin ruh hâli, problemlidir. Her şeye bir nizam verme, kendine nizam verememenin ahvalidir.
Büyük bir işletmenin sahibinin işiyle ziyadesiyle ilgilenmesi bir dönem çok dikkatimi çekmişti. Öylesine ilgiliydi ki alınacak en küçük şeyle bile o ilgileniyor, ilgili personelin yetişmesine imkân ve fırsat vermiyordu. Sonradan gördüm ki ona, personel dayanmadı, işi uzun sürmedi. O kişi ve işletmesinin akıbetini görünce takdir duygularımı tashih ettim, doğrusu.
Belki dünyevî işlerde, her şeye, kişinin kendisinin elinden geçmesi bir yere kadar doğru olabilir hatta farklı uygulamaları mümkündür ve muhtemelen de gereklidir ama uhrevî işlerde durum değişir. Dinî hizmetlerde "Ben yapayım, bu güzel meseleyi ben söyleyeyim", arzusu baskın olursa-gerçi günah ve zararı olmamakla beraber- ihlâsı zedeleyeceği için tasvip edilmez. İşte bunun reçetesi kardeşini, kendi nefsine tercih etmektir. (Haşir Suresi: 9)

24