Demirin yumuşaması nimeti

Demir Risalesi'nin Mütalâası (9)

Demir ya da demir gibi madenlere yumuşama özelliği verilmemiş olsa idi, ne olurdu âlemin hâli Demirin kendisinin bir nimet olmasının yanı sıra onun yumuşaması gibi şekilden şekile girmesi de başlı başına birer nimettir.

"Demiri de onun için yumuşattık" (Sebe Sûresi: 10) ile Hz. Davud'un şahsında insanoğluna verilen bir büyük nimetin ihsan edilmişliği anlatılır.

Demirin kullanımı nimetiyle Hadid 25'in ne alâkası var

Hz. Davud'a (as), demiri yumuşatarak kullanmasının Hadid 25 ile ne alâkası var, denilebilir.

Hadid 25'de işlenen konu ile doğrudan alâkalı olan ayetin "Bir de demiri indirdik ki onda büyük bir güç ve insanlar için yararlar vardır.", kısmıdır ama konuya bütüncül açıdan bakılırsa şöyle bir mütalâada bulunmak mümkündür.

Ayetin girişinde hem güç sembolü olan, hem de insanlara çeşitli faydalar sağlayan demirin de bir nimet olarak yaratıldığından söz edilir. Zümer 6'da ise insana, demiri kullanabilme istidadının verildiği bildirilir.

Hz. Davud'un şahsında sembolize edilen husus, Davud emsali yöneticilere işaretler taşır. Allah'ın dinine ve peygamberlere yardım eden, hak ve adaleti ayakta tutmak isteyenlerin bu gayelerini gerçekleştirmede demirdeki güç ve kuvvete dikkat çekilir ki Bediüzzaman bunu şöyle tevil eder:

"Cenab-ı Hak, şu ayetin lisan-ı işaretiyle [işaret diliyle], manen diyor ki: 'Ey benî Âdem! Evâmir-i teklifiyeme [mükellef kıldığım emirlere] itaat eden bir abdimin lisanına ve kalbine öyle bir hikmet verdim ki, her şeyi kemâl-i vuzuhla [tam bir açıklıkla] fasledip [hâlledip] hakikatini gösteriyor. Ve eline de öyle bir san'at verdim ki, elinde balmumu gibi demiri her şekle çevirir. Halifelik ve padişahlığına mühim kuvvet elde eder. Madem bu mümkündür, veriliyor. Hem ehemmiyetlidir. Hem hayat-ı içtimaiyenizde ona çok muhtaçsınız. Siz de evâmir-i tekvîniyeme itaat etseniz, o hikmet ve o san'at size de verilebilir. Mürur-u zamanla [zaman aşımıyla] yetişir ve yanaşabilirsiniz.'

"İşte, beşerin san'at cihetinde en ileri gitmesi ve maddî kuvvet cihetinde en mühim iktidar elde etmesi, telyin-i hadid [demirin yumuşatılması] iledir ve izabe-i nuhas [bakırın eritilmesi] iledir. Ayette nuhas 'kıtr' ile tabir edilmiş. Şu ayetler, umum nev-i beşerin nazarını şu hakikate çeviriyor ve şu hakikatin ne kadar ehemmiyetli olduğunu takdir etmeyen eski zaman insanlarına ve şimdiki tembellerine şiddetle ihtar ediyor."1