Demir Risalesi'nin Mütalâası (17) - Bir vahdaniyet delili

Süpernovada yaratılan demir insanlığa nimet mi, yoksa tarih boyunca savaş ve zulüm için kullanıldığı için lanettir?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Bediüzzaman'ın 1935'te demirin kosmik kökenine işaret ettiğini ve Kur'an'ın bunu teyit ettiğini iddia ediyor. Demirin evrendeki rolünü medeniyetlerin ilerlemesiyle bağlantılandırıyor ama asıl soruyu sormuyor: demiri kontrol edenler büyük güç elde etmişse, bu gücün adalet ve hak uğruna kullanılması garantisi nedir?

İşte bir vahdaniyet delili daha; nasıl, mikro âlemde atom çekirdeğinde zıt kuvvetler birbirini dengeliyorsa, makro âlemde de yıldızlarda zıt kuvvetler birbirini dengeler.

Demirin yaratılmasından sonraki bütün nükleer reaksiyonlar endotermiktir, yani red supergiant yıldız ısı kaybetmeye başlar ve çekim kuvveti (gravity) galip gelerek yıldız merkeze doğru büzülmeye başlar; kısa bir sure içerisinde de müthiş bir enerji yayarak patlar. İşte red supergiant yıldızlarının bu patlamasına Süpernova adı verilir. Bu patlama o kadar şiddetlidir ki çok kısa sürede güneşin milyarlarca yıl boyunca ürettiği enerji açığa çıkar ve demirden daha ağır elementler de (altın, uranyum gibi) yaratılmış olur. Bir süpernovada açığa çıkan enerji 'trilyon kere trilyon kere trilyon' atom bombasından daha dehşetlidir; ortaya çıkan ışık bütün bir galaksiyi aydınlatacak kadar güçlüdür. Bu patlama ile red supergiant yıldızında yaratılan demir, kalsiyum, altın, demir vs. gibi bütün elementler 30.000 km/sn e varan bir hızla (saniyede 30.000 km ki bu ışık hızının yüzde onu kadar hızlıdır) kâinatın her tarafına dağıtılır. Şimdi Bediüzzaman Hazretlerinin 1935 yılında (ki o yıllarda bilim dünyasında elementlerin yerin merkezinde teşekkül ettiği zannediliyordu) yazdığı: "Belki Hâlık-ı Kâinat'ın tarafından rahmet hazinesinde ve kâinatın büyük tezgâhından ihzar edilmiş bir nimet olarak, "Rabbü's-Semâvâti ve'l-arz" ünvan-ı haşmetiyle küre-i arz sekenesinin hâcâtına medar olmak için demiri inzal etmiş, indirmiş [...] kâinat tezgâhından gönderiliyor, küre-i arzın dar ambarından değil [...] Hâlık-ı Zülcelâl, güya küre-i arzı güneşten ayırıp insanlar için indirdiği zaman, demiri de beraber inzal etmiş..." (Lem'alar, s. 425-426.) ifadelerini tekrar hatırlayalım. İşte, demir gibi insan için çok önemli bir nimet inzal edilmiş, indirilmiş ve Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan, demirin nimet olma yönünü de nazara veriyor.

Sünuhat adlı eserinde ise Avrupa'nın İslam âlemine geçtiğimiz asırda galebe çalmasının sebeplerini anlattığı yerde "Bütün sanayiinin maderi (anası) olan demir madeni, kesret ile içinde bulunduğundan, o demir, medeniyetlerine öyle bir silâh-ı kuvvet vermiştir ki, dünyanın bütün enkaz-ı medeniyetlerini gasp ve garat edip gayet ağır bastı, mizan-ı zeminin muvazenetini bozdu" 1 diyor. Yani tarih boyunca demire sahip olanlar büyük bir maddî güç elde etmişler.2

Geleceğe yönelik bir tesbit ve işaret

Demirin ileriye yönelik ihbar-ı gaybî nev'inden bir lem'a-i'caz manasında henüz bilinmeyen ve keşfedilmeyen öldürücü kuvvetine işaret manası da çıkarılabilir.