Bu bölümde demir ve ilgili reaksiyonları hakkında malûmat verilecek.
Yirmi Sekizinci Lem'a 1935 yılında Eskişehir Hapishanesi'nde yazıldı. Atomda bulunan elektron 19. yüzyılın sonlarında1ve proton2 ise 20. yüzyılın başlarında keşfedildi. 1932 yılında nötron keşfedildi. 3 Bu tarihlerde kimyasal elementlerin nerede ve nasıl yaratıldığı ile alâkalı bilgi ve çalışma yoktu.
Nükleer fiziğin ilk problemi atomun çökmemesi oldu. Bir atomda, çekirdeği saran negatif yüklü bir elektron bulutu vardır. ekirdek ise pozitif yüklü protonlar ve yüksüz nötronlardan oluşur. Aynı yükler birbirini iter, zıt yükler birbirini çeker, yasasını hatırlayalım. Yüksüz nötronun da bulunduğu çekirdeğin içi, sadece pozitif yüklü yani aynı yüklü protonlarla nasıl oluyor da ayakta duruyor ve yıkılmıyor Burada dengeyi sağlayan bir kuvvet olmalıydı ki atom ayakta kalabilsin. Yapılan çalışmalarla atomun âdeta tutkalı, içindekileri bir arada tutanı manasında güçlü nükleer kuvvet ile atomun içinde denge sağlandığı, anlaşıldı.
Kuvvet dengeleri yönü ile tabiatta bulunan elementlerden bir tanesi yani demir çok dikkat çekiciydi.
Demir atomunun çekirdeğinde 26 proton vardır ve bu sayı çekirdekteki iki farklı kuvvetin birbirini tam olarak dengelediği sırlı bir sayıdır. Bu da demiri tabiatta bulunan en stabil element yapar. (Fihi be'sün şedid) yani mahiyetinde büyük bir kuvvet, bir vuruş bulunan demir) Diğer bütün elementler demirin stabilitesini arar. Bediüzzaman'ın ifadeleri ile kâinatta her şeyin bir kemâle sevk ettirilmesine ve her unsur içinde mümtaz bir ferdin seçilmesine esasen 'demir' güzel bir misal olabilir. Bu, zerrelerden insanlık âlemine kadar kâinatta cârî olan küllî bir kanundur. Nasıl, insanlar içinde peygamberler seçilmişse, elementler arasında da demir seçilmiş, diyebiliriz. Atom numarası (yani çekirdeğindeki proton sayısı) 26'dan küçük olan elementler birleşerek (füzyon), 26'dan büyük olan elementler parçalanarak (fizyon) demire benzemeye meylettirilir. Belli bir atom numarasından sonrada güçlü nükleer kuvvet artık protonları tutamaz ve bu elementlere radyoaktif elementler denir (mesela 88 protonlu radyum ve 92 protonlu uranyum gibi).
En stabil ve atomaltı parçacıkları en yüksek bağlanma enerjisine sahip element olan demir (be'sün şedid), red supergiant adı verilen yıldızlarda ekzotermik olarak nükleer reaksiyonlarda yaratılan en ağır elementtir. Yani demir elementinin yaratılmasına kadar olan nükleer reaksiyonlarda çevreye ısı yayılır. Demirin teşekkül ettirilmesi bir sınırdır.
Nasıl, atomun içinde partikülleri bir arada tutan güçlü nükleer kuvvet ve iten elektromagnetik kuvvet dengeleniyorsa, red supergiant yıldızlarında da merkeze doğru çeken çekim kuvveti (gravity) ve bu ekzotermik nükleer reaksiyonlar sonucunda meydana çıkan ısı (yaklaşık iki buçuk milyar derece) neticesinde oluşan dışa doğru basınç birbirlerini dengeler.

3